29 Aralık 2009

KAPATIYORUZ MAĞAZASI

İZMİR’de bir mağaza...
Mobilyacı.
Devasa binası var.
Üzerinde, insan boyunda, kocaman harflerle "Kapatıyoruz" yazıyor.
"Kapatıyoruz"u gören...
Hemen içeri dalıyor.
Niye?
Niye olacak...
"Batan geminin malları" hesabı, "piyasanın en uygunu" olsa olsa, odur.
Bir ay geçiyor.
İki ay geçiyor.
"Kapatıyoruz" yazan mağaza, hıncahınç dolu, şakır şakır mal satıyor... "Açığız" yazan mağazalar, sinek avlıyor.
Üç ay geçiyor.
Dört ay geçiyor.
Mobilyacılar Odası, öbür mağazaların şikáyeti üzerine, "Kapatıyoruz" yazan mağazaya gidiyor, "Kardeşim, kapatıyoruz kapatıyoruz diyorsun, kapattığın mapattığın yok" diyor.
"Kapatıyoruz" yazan mağazanın sahibi de, "Kardeşim, benim mağazamın adı Kapatıyoruz... Yoksa kapattığımız mapattığımız yok" diyor.
Hadi be!
Valla.
Meğer...
"Kapatıyoruz"un sahibi, gitmiş Patent Enstitüsü’ne, markasını "Kapatıyoruz" diye tescil ettirmiş, iyi mi!
Yani, aslında kapattığı mapattığı yok.
Aksine...
Kendini "uyanık" zanneden ahalimiz sayesinde "ciro patlaması" yapmış; İzmir’e sığmıyor, başka şehirlerde yeni yeni "Kapatıyoruz"lar açıyor!
Hatta...
Bazı mobilyacılar da, madem "Açığız,Açığız" dediğimiz halde kimse bize gelmiyor, bari "Kapatıyoruz"a mal verelim, belki oradan üç-beş kazanırız diyor.
İşte Türkiye, tam budur.
Ve, nereye baksanız aynıdır.
Mesela, siyaset.
Yıllardır, özellikle kadın müşterilere hitaben "Kapatıyoruz" diyen, hıncahınç dolu... Bu slogan sayesinde, ne fabrika bıraktı, ne telefon, ne banka, ne liman, eline geçirdiğini şakır şakır satıyor.
"Açığız" diyen, aç.
Hatta bazıları da, bazı mobilyacılar gibi, madem "Açığız" dediğimiz halde kimse bize gelmiyor, bari "Kapatıyoruz" diyenin vitrinini süsleyelim, belki oradan 3-5 kazanırız diyor....

NOT: Arkadaşlar bu yazıyı ben daha öncede bir siteden alıntı yaparak yayınlamıştım. Diyeceksiniz neden 2. defa yayınlıyosun.Bu mağaza şimdide Bolu'da açılıyor.Evimizin tam karşısında bir gecede doldurdular mağazanın içini. Kapatıyoruz isimli tırların biri gelip biri gidiyor.Bütün malların etiketleri vitrinlere yapıştırıldı. Sanırım İzmirdeki gibi mağazanın malları bir günde tüketilir gibime geliyor...

28 Aralık 2009

İRMİK TATLISI


Merhaba arkadaşlar. İrmik tatlısını çok severim o yüzdende sık sık yaparım. Bu defa değişiklik olsun istedim kalıba boşalttım.
Tatlıyı yapmışken P.D.Ç.S.E. 50 ye ev sahipliği yapan sevgili hemşerim Nurşen'e  gönderiyorum. Kolay gelsin canımcım.....
Malzemeler:
1 Kg süt
9 Yemek kaşığı şeker
9 Yemek kaşığı irmik
1 Damla sakızı 
Yapılışı:
Bütün malzemeler karıştırılarak ağır ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar kaynatılır. Daha sonra isterseniz tepsiye isterseniz kek kalıbına dökebilirsiniz . Soğuyunca dilimleyerek servis yapabilirsiniz.Üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.Ben kalıbın dibine muz dilimleri koymuştum..

18 Aralık 2009

KREM RENGİ SÜVETERİM


Hayırlı cumalar arkadaşlar.Bu aralar örgülerimde biraz nostaljik takılıyorum. 17 veya 18 yıl önce ördüğün bir süveterim bu.O zaman büyük bir zevkle örmüştüm ve uzun zamanda severek kullandım.

12 Aralık 2009

AYVA TATLISI


Merhaba arkadaşlar. Hepinize sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı bir hafta sonu diliyorum. Size birkaç gün önce yaptığım Ayva Tatlısının tarifini vereceğim. Bu tatlıyı sevgili hemşerim Ümit Ustanın Hamur İşleri kitabından yaptım.Ben ilk denediğim bir tarifi ölçülerini hiç değiştirmeden harfiyen uyguluyorum. Belki olmaz düşüncesiye tarife sadık kalıyorum. Bu tatlıyı 2-3 gün aralıklarla 2 defa yaptım. İlkinde ölçüler aynıydı 2. sinde 2 ülçü yaptım.Yani tepsideki sayılar onun için fazla...
Malzemeler:
4 Adet ayva
Yeterince toz şeker
6-7 Karanfil
1 Adet limon suyu

Üzerine:
Kaymak 
Yapılışı:
Altı porsiyon ayva tatlısı yapmak için 3 adet büyük düzgün ayvaya, bu ayvaların iç kısımlarını doldurmak için ise, 1 adet ayvaya ihtiyaç vardır.

İlk önce, ayvanın bir tanesinin kabukları soyulup rendelenir.
Rendelemniş ayva kaç gram geliyorsa, o kadar toz şeker ve 1/2 çay bardağı su ile orta ısılı ateşte, ayvalar marmelat kıvamına gelinceye kadar pişirilir.
Limon suyunu ilave edip 1-2 dakika daha kaynatılıp, ocaktan indirilir.
Ayvalar pişerken, 3 tek karanfil ilave edilerek, marmeladımızı biraz daha lezzetlendirebiliriz.
Geri kalan 3 ayvayıda uzunlamasına ikiye bölüp, dış kabuklarını soyup, çekirdek haneleri ayıklanır. Ayvaların dış yuvarlak kısımları, tepside düzün durmaları için bıçakla düzlenir.
Soyup hazırlanan 6 adet ayva kaç gram geliyorsa o kadar toz şeker, 3-4- diş karanfil, ayıklanmış ayvanın çekirdekleri ve ayvanın yarısına kadar gelecek sıcak su ilavesi ile ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Ayvalar pişince, kenarlı bir tepsiye dizilip, çukur kısımlarına hazırlanan marmelat doldururlur.
Tencerede kalan şurup da tepsinin dibine dökülüp, önceden ısıtılmış fırında ayvalar renk alıncaya kadar pişilirir.
iyice soğuduktan sonra, kaymak ilavesiyle servis yapılır.
Not: Ben birazcık kırmızı gıda boyası kullandım..
Buyrun arkadaşlar hepiniz alabilirsiniz. Afiyet olsun...........
Ben  bu tarifimi P.D.Ç.S.E. 49' a ev sahipliği yapan arkadaşım 

http://mutfaktasanat.blogspot.com/ '  a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım.....

8 Aralık 2009

YUNAN TATLISI


Merhaba arkadaşlar. Tatlımı ilk defa yaptım. Denemenizi tavsiye ediyorum. Ben bu tatlıyı geçen yıl gün arkadaşım sevgili Emel'de yemiştim. Ama o gün bu gündür içimden yapmak geldi ama bir türlü fırsat bulamamıştım. En sonunda bu hafta sonu yapıp misafirlerime ikram ettim. Eskiden misafirleri klasik hamur işleriyle ağırlıyorduk ama şimdi insanın her seferinde farklı bir şeyler yapası geliyor. 
Neyse arkadaşlar öğle arası eve geldim  hemen bu tarifimi ekleyip çıkacağım vaktim kısıtlı. O yüzdende fazla çene çalmayayım.
Gelelim Tarife
Malzemeler:
3 Yumurta
1 Su bardağı hindistan cevizi
1 Su bardağı ceviz içi
1,5 Su bardağı galeta unu ( 1 Yemek kaşığıda un)
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 Su bardağı şeker
1 Paket kabartma tozu
Antep fıstığı
Krem Şanti

Şerbeti için:
1 Su bardağı şeker
1,5 Su bardağı su
Yapılışı:
Antep fıstığı hariç tüm malzemeler kek çırpar gibi sırayla eklenerek karıştırılır. Yağlanmış tepsiye dökülür ve önceden ısıtılmış fırında pişirilir.Şerbeti hazırlanır şeker eridikten sonra az kaynatılır.Kek fırından çıkar çıkmaz üzerine şerbeti dökülür.Birkaç saat dinlendirilir. Üzerine krem şanti sürülür, antep fıstığıyla süslenerek servis yapılır.Afiyet olsun.
Bu tarifimi ben int. indirdim ama hangi siteden aldığımı bilmiyorum Onun içinde kaynak gösteremiyorum. Kusuruma bakmasın bu ölçüleri kullanan arkadaşım.
Yine bu tarifimi  P.D.Ç.S.E.49 ev sahipliği yapan http://mutfaktasanat.blogspot.com/ Alime arkadaşıma gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....Etkinliğine daha çok tariflerim olacak......................


4 Aralık 2009

AY ÇÖREĞİ VE SAÇ ÖRGÜ ÇÖREK


Merhaba arkadaşlar. Geçen akşam misafirim vardı mayalı hamurdan poğaça yapacaktım. Canım biraz hamurla oynamak istedi bende kafama göre şekillendirdim.Ortadaki saç örgüsünü ince uzun 3 hamur açtım.Onların içine boydan boya peynir koydum ve kapattım. Onlarıda bir araya getirip saç örgüsü yaptım. Kenarlarındaki ay çöreklerinide yine alttaki şekilde açıp kestim. Kesilmemiş olan yerine peynir koyarak kapattım ve ay şekli verdim. Ortaya böyle komik bir tepsi çıktı. Ama çok güzel oldular.Misafirlerimde çok beğendi.
Hamurunda ölçülerini vereyim.
Mayalı Poğaça hamuru.
Malzemeler:
1 Su bardağı süt
1 Su bardağı sıvı yağ
1 Şişe soda
1 Küçük maya
2 Yumurta ( Beyazı içine sarısı üstüne)
Tuz 
1 Tatlı kaşığı şeker ( Hamuru mayalandırmak için)
Aldığı kadar un
Yapılışı:
Maya yarım çay bardağı ılıtılmış sütün içine konulur şeker ilave edilir ve mayalanması beklenir.

Daha sonra tüm malzeme karıştırılarak hamur yoğurulur.Ilık bir yerde mayalandırılır. Daha sonra istenilen şekilde poğaçalar yapılır.
Bu tarifimi yine P.D.Ç.S.E.48'e ev sahipliği elzemhobby.blogspot.com/  yapan arkadaşıma gönderiyorum.  Kolay gelsin arkadaşım...

21 Kasım 2009

ZERDE (P.D.Ç.S.E. 48)


Arkadaşlar yazın ağustos böceği gibi siteme pek fazla uğrayamadım.Bilgisayarımda problem oldu ama, bu problemlerimi üzerinde dursaydım halledebilirdim belki ama tembellik ya......Kışın gecelerin uzamasıyla soğukta evde dururken insanın daha bir içinden geliyor bir şeyler yapmak.. Bizim evdekiler yeme özürlü olunca bende maarifetlerimi misafirlerime gösteriyorum.Hafta içi günüm vardı bir değişiklik olur dedim ve bu tatlıyı yaptım.Ben bu tatlıyı yıllar önce Karamürselde bir nişan evinde yemiştim. Çok hoşuma gitmişti.Ama o kalabalıkta ve telaş içinde insanlara soramazdı bunu nasıl yaptınız diye. Yöresel olarak nereye özgü bir tatlı bilmiyorum.Orada düğünlerde derneklerde mutlaka yapılırmış bu tatlı. Ama ne zaman tarif kitapları çıktı gazeteler ek vermeye başladı ve en sonda internet çıktı tarifler elime düştü... Bendende kaçmadı ve zaman zaman yapıyorum. Ben bu tatlıyı Gönül Palaoğlu'nun Tatlıdan Tuzludan kitabındaki ölçülerle yapıyorum.
Bu tatlımıda etkinliğe göndermek istiyorum. P.D.Ç.S.E 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım  http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....
Malzemeler:
1.5 Su bardağı şeker
5 Su bardağı su
1 Çay bardağı pirinç
2 Çorba kaşığı nişasta
1 Çorba kaşığı gül suyu
1 Kahve kaşığı safran
1-2 damla safran boyası
Yapılışı:
Pirinç ılık su içinde 1/2 saat bekletilir.
Pirinç iyice yıkanarak 5 bardak su ile ağır ateşte 20-25 dakika pişirilir.
İçine şeker, safran ve safran boyası ilave edilerek 5 dakika daha kaynatılır.
Gülsuyu ile ezilmiş nişasta ilave edilir, 1-2 dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alınır.
Buharı geçince kaselere boşaltılır.
Üzerini istediğiniz gibi süsleyerek servis yapabilirsiniz.

20 Kasım 2009

YOĞURTLU BROKOLİ - KARNIBAHAR SALATASI


Merhabalar. Arkadaşlar gönül isterki bu salatanın tarifini vereyim.Ama biliyorsunuz günümüzde sık sık yapılan bir salata, herkesin bildiğini düşünüyorum.Benim paylaşma sebebim bir çeşit yaptıklarımızı sizlerle paylaşmak ve sunmak.
Tüm malzemelerin miktarını isteğe göre hazırlamak gerekiyor.
Yinede ben sizlere yarım yumalak (Varmısın yokmusun programındaki Hekim'in deyimiyle) anlatayım.
Brokoli ve karnıbahar küçük küçük parçalanarak buhar yöntemiyle haşlanır.Ben içine havuçta doğradım.Daha sonra süzme yoğurt ezilir.Mayonez , sarmısak ilave edilir. Daha sonra haşlanmış sebzelerin üzerine dökülür. Karıştırılır ve servis yapılır.
Arkadaşlar bu tarifimide PDÇSE 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....

19 Kasım 2009

GRİ YELEĞİM



Canlarım yine bir örgü modeli getirdim size.Bu yeleğimi geçen yıl ördüm. Bebek yeleği yapar gibi yakadan başladım.Ama çok zorlandım ayarlaması çok zor oldu. Kollarına nohut örgü koydum.Cep yapar gibi nohut örgüyle süs yaptım.Nasıl beğendinizmi...

17 Kasım 2009

YEŞİL RENKLİ KAZAĞIM


Merhaba arkadaşlar. Malum havaların soğumasıyla kazaklar ortaya çıktı. Benimde bu kazağım yıllar önce alize ipten ördüğüm bir kazak. Eskisi kadar çok yünlü kazaklar giyilmiyor ama bu kazaklarımı hiçbir yere vermeye kıyamadım. Senede birde olsa çıkartır giyerim. Biraz nostaljik olsun istedim sizlerle paylaşıyorum...

15 Kasım 2009

MİM VE TEL KIRMA TEPSİ

Sevgili arkadaşım Ayla beni mimlemiş.Dilimin döndüğünce cevaplandırayım.Mimin konusu SİNİR KÜPÜ. Şu son yıllarda hayat şartlarındanmıdır yoksa insanların rahat oluşundanmıdır bilinmez ama bütün insanlar zehir zembelek. Patlamaya hazır bomba gibiler.Bende o katogoride olan insanlardan sadece bir tanesiyim.Her zaman asabiyim.Böylede olunca her şeyin karşısında sinir küpü olup çıkıyorum.
Başlıca;
*Evde yemek hazır olduğu zaman saatler sonra masaya gelinmesine,
*Hazırlanıp bir yere giderken saatlarce başkalarının keyfinin beklenmesine,
*Toplum içinde bazı densizlerin  parasıyla puluyla övünmesine,
*Düşülüp kalkılacak insanların hep kendi seviyesinden seçilip  başkalarının küçümsenmesine,
*İnsanların sürekli yediği içtiği ile övünmesine,
*Çok bildiğini sanıp sürekli karşısındakinin fikirlerinin çürütülmesine(Mesela benim oğlum gibi),
Çok sinir olurum..
vs.vs.vs.vs.
Şu an aklıma gelenler bunlar ama uzun süre düşündüğümde bir sürü şey çıkar ve yazmakla bitmez. Fazla düşünmeyeyim vede seni sıkmayayım arkadaşım.

Bu tepsiyide Sevgili yeğenim Yasemin Bartın'da yaptırmış. Çok güzel olmuş. Çok beğendim. Bu tepsinin bir değişik modelinide kız kardeşime yaptırmış oda çok güzeldi. Teşekkür ederim canım kardeşim Yasemin. Yapanın ellerine sağlık seninde kesene bereket.Çok çok teşekkür ederim.
Aylardır siteme uğramadım ya dilim çözuldü..Şimdide durmadan bir şeyler eklemek geliyor içimden..



14 Kasım 2009

LAZ BÖREĞİ (P.D.Ç.S.E. 47)






Merhaba arkadaşlar. Ben geldimmmm. Uzun zamandır siteme uğramamıştım ama sizleri özledim. Biraz tembelliğim tuttu birazda bigisayarımda problem olunca canım istemedi. Kusuruma bakmazsınız değilmi. Bende kendimi affettirmek için sizlere bir tatlı sunuyorum. Tatlı yiyip tatlı konuşalım diye..Tatlım laz böreği. İnternette dolaşırken ben bu böreği  hep tuzlu bir börek olarak düşünüp tarifi hiç okumuyordum. Birgün merak ettim nasıl bir börek özelliği nedirde laz böreği demişler. Aaaa birde baktım bizim börek tatlı. o gün bu gündür yapmak istedim ama fırsatım olmamıştı. Birazda cesaret edememiştim evde yenirmi yenmezmi diye. Geçen ay günüm vardı bende değişiklik olsun diye yaptım,  arkadaşlar çok beğendiler. Tarifide http://egelidenmiskokulutarifler.blogspot.com/       arkadaşımın sitesinden aldım. İlk defa denediğim için malzemeleri aynı ölçülerde kullandım. İşin garibide muhallebinin içine karabiber konması geldi bana. Ama harika oldu arkadaşlar. Hazır tatlıyı yapmışken tadına  bütün blogcu arkadaşlarım baksın dedim ve P.D.Ç.S.E. 47' ye ev sahipliği yapan  http://www.ferahinmutfagi.com/      arkadaşıma gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım...


MALZEMELER:
  • 14 tane baklavalık yufka (ben 24 tane kullandım 12'si altına,12'si üstüne)
  • 150 gr. tereyağ
MUHALLEBİ İÇİN:
  • 4 yumurta sarısı
  • 7 su bardağı süt
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 4 yemek kaşığı nişasta
  • 4 yemek kaşığı pirinç unu
  • bir tutam tuz
  • bir tutam karabiber
  • 2 paket vanilya
ŞERBET:
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su
YAPILIŞI:
Şerbeti hazırlayın ve soğumaya bırakın.
Muhallebiyi yapmak için, sütü ve şekeri bir tencereye koyun ve yavaş yavaş ısıtmaya başlayın.
Bir kasenin içinde diğer malzemeleri koyun ve iyice karıştırın, ben ısınan sütten biraz alıp karışıma ilave edip öyle karıştırdım.
Bu karışımı süte ilave edin ve koyulaşana kadar pişirin.
Tereyağını eritin.Yufkaların boyunda bir tepsi seçin ve onu yağlayın.Yufkaların yarısını, her katını yağlayarak tepsiye dizin.10 dakika dinlenmiş olan muhallebiyi yufkaların üzerine dökün ve diğer yufkalarıda aynı şekilde yağlayarak dizin.Dizme işlemi bittikten sonra kalan tereyağınıda en üstüne sürün ve iri kareler şeklinde kesin.(ben 4x4 lü olarak 16 kare, o kareleride üçgen olarak 2 parça olarak kestim.)

180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şebeti dökün.
Not: Ben şerbetli yapmadım üzerine pudra şekeri döktüm...

10 Eylül 2009

AFRİKA MENEKŞELERİM

Çiceği sevenlerdenim. Ama yıllardır Afrika Menekşesi hiçbir zaman beni cezbetmemişti.Sevgili küçük eltim Fatma  ve kaynım Senol'un bize gelirken getirdikleri bir menekşe  çiceğinden sonra bendede hastalık başladı. Gördüğüm yerden menekşe aldım ve diktim, ama evimde istediğim gibi olmuyordu.Bu yaz yine çok özentili bir şekilde saksılarını ve topraklarını değiştirdim ama yinede toparlanmadılar.Bende ya atayım bu çiçekleri yada işyerime götüreyim belki orada toparlanırlar diye düşündüm.Tabiki 2. seçenek ağır baştı tek tek işyerime taşıdım.1ay 1,5 ayın içinde böyle güzel oldular. Birde işyerimin camı kuzeyde fazla yakıcı güneş görmüyor.şimdide çocuk sever gibi her gün onları seviyorum.
Hakikaten doğa çok güzel.............
AFRİKA MENEKŞESİ
Afrika Menekşesi, anavatanı Doğu Afrika olan bir bitkidir. ilk kez 1890 yılında, Doğu Afrika'da Baron Walter von Saint Paul tarafından keşfedilmiştir. Bu yüzden bilimsel adı Saintpaulia Lonantha'dır. Anavatanlarında yıllık yağış ortalaması yüksektir (Yıllık 1700 ml).
Uygun ortam bulduğu zaman yıl boyunca çiçek açabilen bu bitki, çiçeklenmeler arasında bir kaç haftalık bir dinlenme dönemi geçirir. mavi ve morun çeşitli tonlarında olan çiçekleri, katmerli veya yalın kat, ya da kenarları düz veya tırtıklı olabilir. Direkt güneş almayan aydınlık yerleri sever ve yıl boyunca oda sıcaklığında tutmak en iyisidir. Sıcaklık 22-25 derece olduğunda hızla gelişerek çiçeklenir. Sıcaklıktaki değişmeler, özellikle düşmeler bitkiyi duraklatıp, bazan 6 ay süreyle çiçeklenmemesine sebep olabilir. Musluk suyunu sevmez. Yumşak suyla sulanmalı ve yapraklarına su değdirilmemelidir. Toprak nemli tutulmalı ama çok fazla sulanmamalıdır. İlkbahar ve yaz mevsimleri boyunca haftada bir kez düşük dozda besin verilmesi iyi sonuç verecektir.

4 Eylül 2009

KEŞLİ CEVİZLİ ERİŞTE MAKARNA ''İFTAR BEREKETİ ETKİNLİĞİ 3 ''

Merhaba arkadaşlar. Sizlere yöresel bir tarif sunmaya geldim.Bu yaz bütün olumsuzluklar beni buldu. Kameram bozuldu,  pc mausu bozuldu. Öyle olunca eklemeler yapamadım. Ara sıra bazı yazılar eklesemde hep hazıra kaçtım.Birde yaz sezonunun verdiği yoğunluk eklendi. Artık yavaş yavaş siteme ısınmaya çalışacağım.Gerçi bu kışımda biraz yoğun geçecek .Oğlum 8. sınıfa gidecek. Malum yoğun bir okul temposu bizi bekliyor.İnşaallah rahat bir şekilde geçiririz.Malum çocukların bir ergenlik dönemidir gidiyor.Umarım iyi anlaşırız.Fazla konuştum değilmi.Ayrıca bu makramı İftar Bereketi Etkinliği 3 gönderiyorum...
Bu makarnamızda bizim yöresel olarak kullandığımız keşten yapılmaktadır. Her zaman tercih edilen bir yemektir ama özellikle ramazanlarda sahurda daha bir iştahla yenir.
Bunun özel bir tarifi yoktur ama ben kaba taslak anlatmak istedim.
Gelelim Makarmanızın nasıl yapıldığına:
Evde yapılmış erişte makarna veya hazır erişte makarna hepimizin bildiği gibi haşlanır. Uzerine soğuk su dökülür ve süzülür. Diğer tarafta keş rendelenir ve dövülmüş cevizle karıştırılır.Yayvan bir kaba (Küçük pilav koyduğumuz tepside olabilir) önce cevizli keş şerpilir üzerine makarna dökülür tekrar keşli cevizli karışımdan dökülür. Katını isteğinize göre yapabilirsiniz. En üzte yine karışımdan dökülür. Daha sonra tereyağ eritilir içine cevizli keşli karışımdan biraz koyulur ve kızartılır. Bu kızartılan yağ makarnanın üzerine dökülür. Afiyet olsun....
Baştada dediğim gibi her şeyin ölçüsünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
Keşi bilmeyenler için kısaca anlatayım. Süzme yoğurt  katı hale getirilir.  Bol tuz konularak şekillendirilerek kurutulur. Kullanılacağı zamanda rendelenerek kullanılır.
İşin dahada özü yoğurdun bayatlandırılmış hali ( Bu fikri benim eniştem çok savunur. Yalanda değil hani...).

3 Eylül 2009

ÇOK ÖZEL VE GÜZEL BİR HİKAYE

ÇOK ÖZEL BİR HİKÂYE
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.

Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi, her bitki güneşi severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...

Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi. Herkesten farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. İlk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.

Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :

- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?

Hande cevap verdi:

— Geçen baharda menekşeler ekiyorduk ya hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.

Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4. sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak

- Peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.

Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem de Hacer. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti. En çok alınan Doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.

Bir gün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı? Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konuşmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi.

Hande'ye gülümsüyordu.

- Hoş geldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.

Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...

— Bu soğukta?

Hacer gülümsedi ;

- Onlar annem için, annem onları çok sever.

Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.

"Annen hasta mı?" dedi.

"Evet, 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, bir tek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum.

Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.

"Bir şeyler yapalım anne" dedi.

O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı.

Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi
Hande.

LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN.

HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR

SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR.




12 Ağustos 2009

MİMLENMİŞİM

Merhaba sevgili arkadaşlar uzun zamandan beri siteme uğrayamamıştım. Yazın gelmesiyle birlikte düğünler dernekler derken bir koşuşturmaca sürüp gidiyor.İnsanın pc başına geçesim gelmiyor. Birde benim evimdeki pc.de problemler oldu yazı ekliyemedim. Fotoğraf yükleyemedim. kameram bozuldu vs.vs......Öyle oluncada biraz hevesim kaçtı. Bu günde sevgili hemşerim http://nursen-yemek.blogspot.com/ Cesaret konusunda beni mimlemiş. Kaç günlerdir cevap veremedim . Ayıp ettim ama benim kusuruma bakmasın ..................
Bende dilimin döndüğünce cevaplandırmaya çalışcağım..
CESARET:
Cesaret:Sürekli etrafındakilerin sana baktığını düşünmeyi bırakıp,sadece kendin olduğun ve yapmak istediğin şeyi yaparak,yüreğini ortaya koymaktır.
Cesaret:Her kuyuya taş atabilmektir.
Cesaret:Kimi zaman salaklıktır kimi zaman akılcılıkta son noktadır.
Cesaret:Şimdi yapamazsam ömrümün sonuna kadar pisman olacağımı bildigim her sey..
Cesaret:Hem mantığınla hareket etme isteği, hem duygularını yaşama aşkı, hem de hem mantığının hem de duyguların gaza getirip yapmayacağım asla yapmam dediklerimizi bir çırpıda yapıvermemizdir.
Buda bir cesaret örneği.....
Buda.........

Buda.........................
Umarım cevaplarımı beğenirsin arkadaşım. Ama ben kimseyi mimlemiyeceğim zira yazın tatil olunca çoğu arkadaşlar benim gibi sitelerine fazla uğrayamamaktadırlar.........................

25 Haziran 2009

REGAİP KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN

Regaip Kandili Hakkında...
Regaip elde edilmesi arzu edilen değerler demektir. Bu mübarek gecede Yüce Mevla kullarına bol bol rahmet ve hibede bulunduğu için bu adı almıştır.
Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayı halk dilinde "üçaylar" olarak anılan rahmeti bereketi ve mağfireti bol olan manevi bir ticaret mevsimine girişimizin habercisidir. Recep ayı Kur’an’da haram aylar diye anılan dört aydan bir tanesidir. Regaib gecesinin böyle bir ayın içinde yer alması aynı zamanda bu gecenin önemini de ifade etmektedir. Konuya ilişkin ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Allah katında ayların sayısı onikidir Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”(1)
Hz. Peygamber’in yaptığı şu dua üç aylara verdiği önemi belirtmektedir: "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek eyle ve bizi Ramazan'a kavuştur."(2)
Muhterem Mü'minler!
Bu mübarek günler ve geceler Kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.
Ey Allah'ı seviyorum diyen insan! Kulluk vazifeni yapabiliyor musun?
Peygamberimi seviyorum diyen Müslüman! O’nun sünnetini ahlakını yaşıyor musun?
Kitabım Kur'an'dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından sakınıyor musun?
Allah'ın nimetlerini yediğin halde şükrünü yerine getiriyor musun? Aç biilaç yoksul kimsesiz fakirleri koruyup gözetiyor musun?
Ölümün hak olduğuna şüphe yok. Şu anda ölüme hazır mısın? Kendi kusurlarını düzeltip tövbe ediyor musun?.
Geçen yılın bu mübarek gününde seninle beraber oldukları halde şu anda göremediğin eşin dostun akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çeki-düzen verebiliyor musun?
Evet bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak bu mübarek günlerin ve gecelerin şuuruna varmak demektir.
Aziz Mü’minler!
Bu insanî ve İslamî ölçülerle düşünür kötülüklerimizden kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçer tövbe eder geleceğimizi daha iyi değerlendirmeye azmeder karar verirsek; her günümüz kandil geceleri gibi başarılı sonumuz da bayramlar kadar sevinçli olur.
Bu geceye mahsus bir ibadet şekli olmamakla beraber gündüzünü oruçlu geçirmek muhtaçlara yardımda bulunmak varsa dargın olduğumuz kişilerle barışmak anne ve babalarımızın büyüklerimizin ellerini öpüp dualarını almak geceyi Kur'an okumakla ve salat-ü selam getirmekle tövbe istiğfar etmekle ihya etmemiz uygun olur.
(AlINTIDIR) (Diyanet sitesinden)

6 Haziran 2009

SARAY SARMASI VEYA AFYON LOKUMU

Merhaba arkadaşlar. Bu tatlı tarifini sitelerde dolaşırken görüyordum ama bir türlü cesaret edip yapmamıştım.Geçenlerde karşı komşum Ayla yapmıştı. Hatta beraber yaptık diyebilirim. Sarma işini ben yaptım. Bende hemen fotoğrafladım. Ve sizlerde paylaşmak istedim. Daha sonra bende yaptım. Hakikaten çok güzel oluyor vede yemesi hafif. Arkadaşlar çok beğendiler. Sizlerinde beğeneceğinizi düşünerek tarifime geçiyorum.
Malzemeler:
1 Kg süt
3 Kahve fincanı un
3 kahve fincanı şeker
100 Gr margarin
1 Pk vanilya
1 Damla sakızı (Çiğnediğimiz damla sakızlarından koydum ben)
Krem şanti içinde 1 Su bardağı süt
Hindistan cevizi
Yapılışı:
Süt, un, şeker karıştırılarak muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra margarin, vanilya ve sakız katılarak iyice muhallebiye yedirilir. Kare fırın tepsisine bol miktarda hindistan cevizi serpilir ve üzerine hazırlanmış krema dökülür tepsinin her tarafına aynı kalınlıkta yayılır.Soğumuş olan kremanın üzerine önceden hazırlanmış olan krem şantide ince bir tabaka şeklinde sürülür.1 gece buzdolabında bekletilir. Üzerine ince dövülmüş fındık veya ceviz serpilir.2 Cm aralıklarla ince şerit halinde kesilir. Rulo yapılarak servis tabağına dizilir ve üzerinede bol miktarda hindistan cevizi dökülür. Servis yapılır.Büyüklüğünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.Afiyet olsun
Bu tarifimi bu hafta PDÇSE 44 ev sahipliği yapan arkadaşım http://narinmutfagi82.blogcu.com/ gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....

28 Mayıs 2009

ETİMEK TATLISI




İyi geceler arkadaşlar. Yapılışı basit ve yemesi hafif, görüntüsüde bir o kadar ilginç olan bir tatlı tarifiyle karşınızdayım.Yumurta sarısı görünümlü bir tatlı.Bir an tatlının üzerinde yumurta sarısının ne işi var diye düşündünüz değilmi.Eeeeee böyle işte..........................
Hadi tarife geçelim.
Malzemeler:
1 Pk. Etimek
2 Su bardağı şeker
1.5 su bardağı su
1 Pk. vanilyalı puding
3.5 Su bardağı süt
1 Pk. Muzlu Jöle
Birkaçtane konserve kayısı
Yapılışı:
2 Su bardağı şekerle 1.5 su bardağı su kaynatılır. Etimekler bir tepsiye dizilir ve üzerine şerbet biraz ılık olarak dökülür. Tatlı soğutulur.Üzerine hazırlanmış olan vanilya dökülür ve düzgün bir şekilde yayılır.Pudingde soğuduktan sonra belli aralıklarla kayısılar yerleştirilir. Üzerinede hazırlanmış olan jöleden bir kaşık yardımıyla yavaş yavaş dökülür.Soğutulur. Dilimlenerek servis yapılır. Afiyet olsun ...
Arkadaşlar ben böyle yapılmış bir kremalı bir pasta modelini sevgili arkadaşım aytencee ' nin sitesinde görmüştüm. Bende tatlıya bu görünümü verdim..... Nasıl sizce.......
Bu tatlımıda bu hafta P.D.Ç.S.E. 43'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://asimelek58.blogcu.com/ a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....

19 Mayıs 2009

19 MAYIS ATATÜRK'ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI ve TÜRKAN SAYLAN

Ey büyük Ata'm, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız.
Türk Gençliği




Ömrünü insanlara ve gençlere adayan eşsiz insan.Bizlerden ayrılıp ebediyete uğurlanacağın günde senin çok sevdiğin gençler için Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün gençlere armağan ettiği bir günde olacak. Güle güle Saygıdeğer Türkan ANNE.............................

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...