28 Mart 2009

MİLFÖYLÜ KURABİYE


Merhaba arkadaşlar.... Öncelikle elim kazaya çok üzüldüğümü belirtmekle işe başlıyorum.6 tane insan göz göre göre gitti. Şu çağda şu devirde böyle bir olay....Bilmiyorum,diyecek birşey bulamıyorum.Şu an sözün bittiği yerdeyim diyebilirim canlarım. Allah ölenlere rahmet ailelerine sabır versin. Bunu demekten başka birşey gelmiyor vede gelmedi elimizden....İnanın içim çok yandı..
Ben bu kurabiye tarifini sevgili arkadaşım Birsel ve İrem 'in sitesinde görmüştüm çok beğendim.Ama ben alttaki hamuru beceremedim.O yüzdende kendi kurabiye hamurumu uyguladım.
Gelelim tarifimize...
Malzemeler:
125 Gram margarin
1 Yumurta
2 Kaşık yoğurt
1/2 Çay bardağı pudra şekeri
1/2 Paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
5 tane milföy hamuru
Yapılışı:
Yoğurt, eritilmiş margarin,pudra şekeri, yumurtanın sarısı ve kabartma tozu karıştırılır. Aldığı kadar unla yumuşak bir hamur yapılır. Hamuru yarım cm. açarak kalıpla kesilir ve yağlanmış tepsiye dizilir.Milföy hamurları merdane ile biraz inceltilir. Kurabiyelere şekil verilen kalıpla milföy hamurlarından parçalar kesilir. Kurabiye hamurlarının üzerine yumurta akı sürülerek milföy hamurları yerleştirilir. Üzerlerine birer tane kuru üzüm yada fındık koyulur Önceden ısıtılmış 180 derece fırında milföyler hefifçe pembeleşinceye kadar (yaklaşık 20 dakika) pişirilir. Kurabiyeler soğuyunca üzerine tarçınla karışık pudra şekeri elenir. Afiyet olsun...
Fotoğraftaki 2. kurabiyelerde aynı hamurla aynı şekilde ama ben artan kırıntı kalan milföyleri bir araya getirerek ince çubuklar halinde burgu yaptım ve yuvarlak kesilmiş hamurların üzerine yerleştirdim. Pişirdikten sonrada pudra şekeri eledim. Tercih sizin arkadaşlar..
Bu tarifimide P.D.Ç.S.E. 39 'a ev sahipliği yapan http://pastakur.blogspot.com/ arkadaşıma göderiyorum...Kolay gelsin arkadaşım......

17 Mart 2009

YEŞİL MERCİMEK SALATASI


Merhaba arkadaşlar. Bu akşam yine çok yoğundum günüm vardı. Gün arkadaşlarıma yeşil mercimek salatası yaptım.Çok harika oluyor. Misafirlerimde çok beğendi. Bu tarifi bir sitede görmüştüm ama şuan ismini hatırlayamadım.Malzemeleride aklımda kaldığınca kullandım. Umarım sizlerde beğenirsiniz.
Malzemeler:
1 Su bardağı yeşil mercimek
Yarım bağ yeşil soğan
Yarım bağ maydonoz
2 veya 3 tane yeşil biber
2 veya 3 tane közlenmiş biber
2 tane orta boy salatalık
Birkaç tane kornışon turşu
Yeşil zeytin
Zeytin yağı
Limon suyu
Yapılışı:
Yeşil mercimek haşlanır suyu süzülür ve bütün malzemeler ince ince doğranarak mercimeğe karıştırılır. Tuzu,zeytin yağı ve limon suyunu arzunuza göre kullanabilirsiniz.
Ben buraya malzemeleri miktar olaarak yazdım ama siz zevkinize göre ayarlayabilirsiniz miktarlarını. Yapanlara şimdiden afiyet olsun.......
Bu salatamı P.D.Ç.S.E. 38 'e ev sahipliğini yapan http://arzumhobii.blogcu.com/ arkadaşıma gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım......

13 Mart 2009

ANLAMLI BİR YAZI

ÇOCUGUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....

EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Yanına geldigi zaman, en dogru insana kavustuğunu hisssetsin....

ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...

BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...

FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Ona serdiginden büyük, bir dua sofrasi sersin....


ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Senin gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....

9 Mart 2009

MAKARNALI BÖREK




Arkadaşlar bu böreği http://cedene.blogcu.com/ da gördüm. Bende denedim hakikaten çok değişik bir börek. Sizlerinde denemenizi tavsiye ederim. Eskiden elimizde bir pasta defteri içinde 3-5 tarif veya gazetelerden kesilmiş tarifler , onlarada hamur işlerini yaparken ya yağ damlamıştır ya su yazıların şekli şemali bozulmuştur. Onlardan aynı şeyleri yapar dururduk. Öyle değilmi arkadaşlar. Ama şimdi İnternet sayesinde biebirinden becerikli arkadaş bloglarımız oldu her şey elimizin altında... Çok süper şeyler öğrendik arkadaşlar birbirimizin sayesinde...İyiki varsınız arkadaşlar iyiki varsınız bloglar.... Tarifde hiç bir farklılık yapmadan denediğim için aynen yayınlıyorum.

MAKARNALI BÖREK
Malzemeler:
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı zeytin yağı
1 çay bardağı yoğurt
1 cay kaşığı karbonat(1 yemek kaşığı suda eriterek kat)
1 çay kaşığı tuz
1 tane yumurta
Aldığı kadar un
Makarnalı Harç:
1/2 paket haşlanmış fiyonk makarna
1 yumurta
1 çay bardağı zeytin yağı
1 su bardağı peynir (rendelenmiş)
1 tutam kıyılmış maydanoz
Tüm malzeme iyice karıştırılır ve yufkaların arasına serilir.

Yapılışı:
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılacak. Hamur ceviz büyüklüğünde 30 parçaya ayrılacak. Bu parçalar elle tek tek yuvarlak bir şekilde açılacak. 15 yuvarlak parça aralarına nişasta serpilerek üstüste konulacak ve merdane yardımıyla açılacak. Açılan bu 15 li yufka yağlanmış tepsinin altına yayılacak. Bu yufkanın üstüne hazırlanan makarnalı iç konulacak ve diğer 15 parçada aynı şekilde açılarak yufka yapılacak ve harcın üstüne serilecek.
Börek pişmeden istediğiniz büyüklükte karelere bölünecek ve üzerine 200 gr eritilmiş margarin gezdirilecek.200 derece ısıtılmış fırında kızarana dek pişirilecek.Afiyet olsun...
Böreğin altındaki resim neyin nesi diyeceksiniz ama...... Eeeeeeee çocuk olan evde böyle şeyler yaratılır.Canım oğlum yaptı onu, anneciğim bunu benim için mutlaka sitene koy diye yalvardı. Bende kırarmıyım onu.
Ayrıca arkadaşlar hazır böreğimi yapmışken P.D.Ç.S.E. 38 ev sahipliğini yapan http://arzumhobii.blogcu.com./ arkadaşıma katkıda bulunmak istiyorum. Kolay gelsin arkadaşım..


8 Mart 2009

MEVLÜT KANDİLİ

BÜTÜN İSLAM ALEMİNİN KANDİLİ MUBAREK OLSUN

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

BÜTÜN KADINLARIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.
Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka’nın Kophenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857 de New York’ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Millteler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olnak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Dünya Kadınlar Günü kadınlar açısından çok daha farklı bir gün günümüzde. Kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırırlanması içinde özel bir gün. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsada, ülkemizde ve gelişmeke olan ülkelerde kadın hakları ne yazıkki istenen seviyelerden oldukça uzakta. Dünya Kadın Günü dünya kadınları arasında da bir dayanışma ve deneyim değişimi günü.
Dünya Kadınlar Günü ülkemiz içinde de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesinde de önemli bir gün. Kadın haklarının ülkemizde kullanımı ne yazık ki homejen bir dağılım göstermiyor. Kazanılan deneyimlerin, tüm ülke sathına yayılması için yılda bir gün olsa da Dünya Kadınlar Günü bizim için ayrı bir önem taşıyor.
Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış dahi bir çok gerçeği değiştirbilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlar. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.
Bu gün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşlarını aşağıda veriyoruz:
1857 New York: kadinlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar. Polis tarafından dağıtıldılar.
1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü. Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan “Ekmek ve Gül ” idi. Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.
1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı. Avrupa’daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.
1910 Clara Zetkin isimli bir Amlan sosyalist kadın, kadın Sosyalist Enternasyonelinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.1911 Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.
1917 Rus kadınlar ” ekmek ve barış” için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler. Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.
1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart’ı kabul etti.
Sevgili arkadaşları mu yazı http://www.buzlu.org/ sitesinder alıntıdır.

4 Mart 2009

PEYNİRLİ PATATESLİ KEK

Merhaba arakadaşlar... Bu keki ben çok seviyorum ve bu aralar kötü takıldım buna sık sık yapıyorum bu akşamda sizlerle paylaşayım dedim. YayınlamışkendeP.D.Ç.S.E. 37 ye ev sahipliği yapan arkadaşım http://sevincceden.blogcu.com/ 'a bende katkıda bulunmak istedim. Hadi arkadaşım kolay gelsin
Gelelim tarife
Malzemeler:
3 Yumurta
1 Su bardağı sıvı yağ
1 Su bardağı yoğurt
1 Tane ortaboy soğan
3 Orta boy patates
1 Su bardağı peynir
1 Pk. kabartma tozu
2,5 Su bardağı un
Tuz,karabiber,maydonoz
Yapılışı:
Yumurta, yoğurt, sıvı yağ karıştırılır. Patates küp küp doğranır, soğan ince ince doğranır,peynir rendelenir, un, kabartma tozu, tuz, maydonoz ve karabiber ilave edilerek hamur karıştırılır. Yağlanmış kek kalıbına dökülerek 180' de önceden ısıtılmış fırında pişirilir.Fırından çıkartılarak soğumaya bırakılır. Kalıptan çıkartılarak dilimlenerek servis yapılır. Afiyet olsun arkadaşlar.
Not: Arkadaşlar ben birkaç parça sosis doğradım, biberli yeşil zeytin doğradım. Tarifte yoktu ama çok güzel oldu tavsiye ederim arkadaşlar........................



3 Mart 2009

BEN OKUMAYACAĞIM

Merhaba arkadaşlar bu yazıyı bana sevgli arkadaşım Ayla göndermiş. İnanın okurken boğazım düğümlendi . Bizlerde bir çalışan anne olduğumuz için buna benzer sıkıntıları her zaman yaşadak ve halende yaşamaktayız.Maalesef ekonomik şartların getirdiği budur. Siteme gelen bütün arkadaşlarımın bu yazıyı okumalarını tavsiye ediyorum. Teşekkür ederim canım arkadaşım Ayla................
BEN OKUMAYACAĞIM
Mart ayı gelmişti ama kızım hala okumaya geçmemişti. Ödevlerini yapmamak için bir sürü bahane buluyordu. Elimden geldiğince ilgileniyor, çalışma şevki kazanması için çabalıyordum. Ancak hiçbir gelişme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma öğrenmemeye çalışıyor gibiydi. Öğretmenliğin kazandırdığı bütün deneyimlerimi kullanıyor, hiçbirinin işe yaramadığını gördükçe paniğim artıyordu.Kızımdan bir yaş küçük oğlum ve henüz yedi aylık bebeğim den çalabildiğim her dakikayı kızıma ayırıyor, ancak öğretmeniyle her konuştuğumda büyük bir düş kırıklığı ile eve dönüyordum. 'Kızım acaba geri zekalı mı' diye düşündüğüm oluyor, bu düşünceler yüzünden beynimin zonklamasını geçirmek için iki, üç tane ağrı kesici almak zorunda kalıyordum.
O soğuk mart akşamında, sönmeye yüz tutmuş sobanın yanında, kızıma heceleri söktürebilmek için uğraşırken, onun ilgisizliği kalan son sabrımı da tüketti. Ayların birikimiyle kızı mı omuzlarından tutup, silktim ve minicik yanağına hatırladıkça utandığım' bir tokat attım. Yanağı kıpkırmızı oldu. Şaşkın ama kızgın baktı. Ağlamamak için minik dudaklarını sürekli büküyor, bakışları kalbimin ötelerine doğru ok gibi ilerliyordu.Sessizliği bozan ben oldum."Neden? Nazlıhan neden? Niçin okumayı öğrenmek için gayret göstermiyorsun? Sen aptal değilsin. Neden kendine aptalmışsın gibi davranılmasına izin veriyorsun?"Bir an durdu, sonra sesinin bütün yırtıcılığı ve kiniyle, "Çünkü ben okumak istemiyorum" diye haykırdı. Kulaklarıma inanamıyordum. Yüksek tahsil yapıp, iyi bir geleceği olacağını düşledim biricik kızım, benim, ben öğretmen Emine Özgenç'in kızı "Okumak istemiyorum" diye bağırıyordu.Hayal kırıklığı ve şaşkınlık içerisinde "Neden?" diye sorabildim."Çünkü ben senin gibi okuyup, öğretmen olup, çocuklarımı evde yalnız bırakıp işe gitmeyeceğim, Çalışmayacağım, Ben sadece anne olacağım."Kızım konuşmuyor, adeta beni tokatlıyordu.
Başım dönüyor, gözüm kararıyor, bu sözlerin gerçekten kızıma mı ait olduğunu anlamaya çalışıyordum. Evet bu sözleri bana yedi yaşındaki kızım söylüyordu. "İnsan şimdi bayılmaz da ne zaman bayılır" di ye düşündüm. Sanki, birden, gözlerimin önünde bir sinema perdesi açıldı ve acı bir film oynamaya başladı. Yozgat'ın Nohutlu Tepesi'nde, o her çıkışımda hiç bitmeyeceğini düşündüğüm yokuşun başındaki bir türlü ısıtamadığım evi hatırladım.12 Eylül sonrası, eşimin (birçok insana yapıldığı gibi) hiç anlayamadığım bir tarzda ve sebepsizce tutuklanıp cezaevine götürülüşü. Aylarca tutuklu olduğu halde mahkemenin bir türlü başlamayışı. Yıllarca süren ve benim, eşimin neden tutuklandığını beraat ettikten sonra bile anlamadığım mahkemeler. Bakamadığım için dokuz aylık oğlumu Samsun'a, anneme bırakmam. Bakıcı ve anaokulu masraflarını karşılayamadığım için, iki yaşındaki kızımı her gün çalıştığım liseye götürüşüm. Yavrumun öğretmenler odasında koltuklarda uyuyuşu. Uykusunun en derin yerinde çalan teneffüs ziliyle yavrumun fırlayıp koltuklara oturuşu. Sonra müdürün beni çağırıp, "Bak Emine Hanım, biliyorum zor durumdasın ama seni gören herkes çocuğunu okula getirmeye başladı. Burası çocuk yuvası değil ki. Bir daha kızını okula getirme" deyişi. O günden sonra iki buçuk yaşındaki kızımı o koskoca, o sopsoğuk evde, yalnız başına bırakıp, dönene kadar kızımı koruması için Allah'a yalvarışlarım. Acıkır ve susar diye etrafa bıraktığım su bardakları ve yiyecekler. Her akşam eve döndüğümde yavrumu bir köşede battaniyenin altında büzüşmüş buluşum."Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum, ağladım, ağladım, yoruldum, sustum, sonra yine ağladım" diyerek boynuma sarılışı. Bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerimin önünden. Bir türlü filmin sonu gelmiyordu.
Nisan sonlarına doğru bir öğle paydosunda eve gelmiş ve zili çalmak zorunda kalmıştım.O sabah telaşla çıkarken anahtarı evde unutmuştum. Ama çok dert etmemiştim. Nasılsa kızım evdeydi. Kapıyı açardı. Ama açmadı. Açmadığı gibi sesinin bütün gücüyle "Anne" diyerek ağlıyordu. "Kızım, ben annenim, aç kapıyı" dedikçe o "Hayır sen annem değilsin. Sen kurtsun. Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne söyledimse inandıramadım. Dinlediği bir masaldan etkilenmişti besbelli. Yavrum, minik yavrum korkuyor ve ağlıyordu. Yarım saat uğraşmış, ikna edememiştim.Yapacağım tek şey vardı. Bir şekilde içeri girmek. Ama nasıl? Kapıyı kıracak gücüm yoktu. Nohutlu Tepesi'nde çilingir ne gezerdi. İçerde yavrum feryat figan ağlıyordu. Neden sonra alt kata inmeyi düşündüm. Kapıyı açan komşuma bir yandan olayları anlatıyor, bir yandan balkona doğru koşuyordum. Bir sandalye bulup balkona yerleştirdim ve üst kattaki evimin balkonuna ulaştım. Ben, 153 santimlik ufak tefek kadın, bir sandalye yardımıyla nasıl olup üç metrelik tırmanışı gerçekleştirerek, üçüncü kattaki evimin balkonuna ulaştım. Hala anlamış değilim. Sanki görünmeyen bir el beni yukarı çekti. Balkonun kapısı pek sağlam olmadığından, kilidi kolayca açıp içeri koştum. Kızım kapının dibine oturmuş, başını bacaklarının arasına sıkıştırmış ağlıyordu. Sarıldım, sarıldım, sarıldım... Göz yaşlarım onunkiyle karıştı. Koynuma büzüldü. Sadece "Annem, anneciğim, kurt beni yiyecekti" diyebiliyordu. O gün öğleden sonraki ilk dersimi kaçırdım. Müdürün ikazına rağmen kızımı sınıfıma götürdüm. Önce müdür muavini, sonra müdür tarafından azarlandım ama hiç cevap vermedim. Sadece göz pınarlarımda iki damla yaş belirdi. Ve o yaşlar müdürün birden susup özür dilemesine sebep oldu.
Evet bu acı film bitecek gibi değil. Kızımın sesiyle irkildim."Ben okumayacağım. Anne olacağım diye feryat ediyordu. Feryat etmiyor sanki beni tokatlıyordu. Ona iyi bir anne olamadığımı ve bundan duyduğu rahatsızlığı bu sözlerle haykırıyordu yüzüme. Hayatımın hiçbir anında böylesine bir acı yaşamamıştım. Hiçbir söz yüreğimi ve belleğimi böylesine hırpalamamıştı.Kızımın kestane rengi saçlarını okşadım. Tokadımla kızaran yanağını öptüm. Başını göğsüme bastırdım. Onun hafızasında yer eden bütün acıları silmek istiyordum. En doğru, en eğitici sözleri bulmalıydım. Ama nasıl?.. Bu allak bullak beyinle nasıl?Öğlece ne kadar kaldık bilemiyorum. Bir ara konuşacak gücü bulabildim."Kızım, her okuyan kadın çalışmak zorunda değildir. Sen iyi bir anne olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmanı istiyorum. Ancak, okursan, bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Çalışmak zorunda değilsin ki. Sen de evde çocuklarına bakar, onlara okuma yazma öğretirsin" diye devam eden birçok cümle sıraladım peş peşe.
Kızım ikna olmuş görünüyordu. Ertesi gün okuldan geldiğinde onu masanın başında Cin Ali kitabını okurken buldum. Kızım, okuyup yazmayı aylar önce öğrenmiş fakat ısrarla herkesten saklamıştı.Öğretmeni şaşkındı. "Nasıl olur da bir çocuk, bir günde bu kadar ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabı öyle uzun ve anlaşılması öyle güçtü ki... O an susmak, en güzel cevaptı çünkü bu sorunun cevabını ancak ben ve Nazlıhan anlayabilirdik.
Şimdi kızım, Gazi Üniversitesi'nde işletme okuyor. Anadilini çok iyi okuyup, yazdığı gibi iyi derecede İngilizce de biliyor. En önemlisi bir kadının hangi şartlarda olursa olsun çalışması ve ekonomik özgürlüğünü elde etmesi gerektiğine inanıyor. En güzeli de her fırsatta "Canım annem diye sarılıp yanaklarımdan öpüyor. Ben de onun, daha önce "o utandığım tokatla" kızart tığım yanağından öpmeye özen gösteriyorum.

Emine Özgenc

.

23 Şubat 2009

TÜRK KADINI

Türk Kadının Görevleri

Birinci vazifen bulaşık, çamaşır ve kocana sahip çıkmaktır.
Mevcudiyetinin yegane temeli budur.
Kocan en kıymetli hazinendir.
Seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek kaynanan ve görümcelerin olabilir.
Birgün evliliğini kurtarmak mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için bulaşık ve çamaşırı düşünmeyeceksin.
Bu durum elektriğin ve suyun kesildiği anda ortaya çıkabilir.
Evliliğine tecavüz etmek isteyen kaynanan görümcelerin ve hayatta emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Hayatta kılıbık kocan zor bir ihtimalde olsa da başka bir bayana göz dikmiş olabilir.
Aileniz fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey asil Türk kadını işte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifenyuvanı kurtarmaktır.
Anasının kuzusu olan kocanı adam etmek senin elindedir.
İhtiyaç duyduğunmerdane dolabın sol üst köşesinde saklıdır.
Alıntıdır.

19 Şubat 2009

KADIN NEDİR?

Kadın birçok şeydir...ve bir kadındadır birçok şey!Çoğu zaman küçümsenir ev kadınlığının ağır yükü... Anneliğin kutsallığı ve gerçekten iyi bir eş olmanın emeği... Oysa ki, ne çok şeydir bir kadın ve sadece bir kadındandır bir çok şey...
BİR KADIN GİTTİĞİNDE...
Kadınlar gittiklerinde, arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde yetim-öksüz kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.Sık sık boynunu büker sarıkız.O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et" duyulmaz, annesi gitmiştir "Geç kalma"nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.
Ve bir kadın gittiğinde pek çok yetim bırakmıştır arkasında.
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...Bir anne gider...Bir dost...Bir arkadaş...Bir sevgili...Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Alıntıdır........
Sevgili arkadaşlar bu yazı çok hoşuma gitti. Kim demişse doğru söylemiş..

17 Şubat 2009

KÜLAH PASTA


İyi akşamlar arkadaşlar. Bu aralar hamur işleriyle fazla haşır neşir oldum. O yüzden yaptıklarımıda sizlerle paylaşmak istedim. Ben külahları milföy hamuru ile yaptım ama içi tatlı dışı biraz tuzlu olunca ikram ettiğim arkadaşlarımdan Yemekteyiz Programındaki gibi eleştiri aldım. Ama yinede çok güzel oldular.Ben her zaman farklı tatlar denemeyi seviyorum. Bu külahlarda onlardan bir tanesi.
Malzemeler:
10 Adet milföy hamuru
Kreması:
2,5 Su bardağı süt
2 Yemekkaşığı un
1 Yemek kaşığı nişasta
1 yumurta
5 kaşık şeker
1 limon kabuğu rendesi
1 paket vanilya
Yapılışı:
Tüm malzeme karıştırılıp muhallebi yapılır.Muhallebi biraz koyu olmalı.
10 adet milföyü ayrı ayrı 4-5 şerit keserek yağlanarak külah haline getirilen kağıttan yapılmış hunilere verevşekilde sararak tepsiye yerleştirilir.Metal hunileriniz varsa onlarlada yapabilirsiniz.Üzerine 1 yumurta sarısı sürerek fırında kızarana kadar pişirelim.
Fırından çıkarıldıktan sonra biraz ılıyınca kağıtlar çıkarılır.Hazırlanan kremayı içine doldurulur. Hindistan cevizi, dövülmüş fındık, fıstık veya çikolata ile süslenir.
Arkadaşlar elim biraz alıştıktan sonra krema yerine vanilyalı pudingle yaptım oda çok güzel oldu. Denemenizi tavsiye ederim.
Bir şey daha tavsiye etmek istiyorum. Nette dolaşırken bir sitede bu külahların hamuru amonyaklı olarak yoğurulup merdane ile açılıp şeritler halinde kesilerek yapılmıştı.Ben öyle yapıldığındada güzel olur kanısındayım.
Bu tarifimi yine P.D.Ç.S.E. 36' ya ev sahipliği yapan Mutfak Telaşı arkadaşıma gönderiyorum. Haydi kolay gelsin arkadaşım........

15 Şubat 2009

MEYVELİ PASTA (JÖLELİ)

Merhaba arkadaşlar hepinize mutlu ve sağlıklı bir pazar günü dileyerek çok güzel ve cici bir mama tarifiyle karşınıza geldim.Canlarım bu tarifimi Emine BEDER hanımefendinin tariflerinden seçtim.Ayrıca bu pastayı karşı komşum sevgili arkadaşım Ayla'nın günü için Ayla'yla beraber yaptık tabi iki kişi yapınca güzel bir şey çıktı ortaya...Sizlerin beğenisinede sunmak istedim. Umarım beğenirsiniz.
Malzemeler:
3 Yumurta
3 kahve fincanı un
2 Kahve fincanı toz şeker
1/2 Paket kabartma tozu
Kreması için:
2 Su bardağı süt
1/2 Su bardağı un
1/2 Su bardağı şeker
1/2 Paket krem şanti
1 Çay bardağı süt ( Krem şanti için)
Muz, kivi, çilek,portakal gibi meyveler
1 paket jöle
Yapılışı:
Yumurtalar şekerle birlikte beyazlayıp köpürene kadar çırpılır.Elenmiş un ve kabartma tozu ilave edilerek mikserin düşük ayarı ile karıştırılır. Deliksiz bir kek kalıbı veya tart hamuru kalıbı yağlanır ve un serpilerek hamur boşaltılır. 170' ısılı fırında pişirilir.Pasta soğuyunca kalıbından çıkartılır. Ve arasından kesilir.Kreması için tencereye un, süt, şeker konularak sık sık karıştırılarak göz göz olana kadar pişirilir.Krema soğutulur . Krem şanti 1 çay bardağı sütle iyice çırpılır ve kremaya karıştırılır.Pastanın kesik yüzeylerine krema sürülür.Alt parçanın üzerine dilimlenmiş meyveler dizilir.Üzerine pastanın diğer katı oturtulur.Kalan kremada pastanın üzerine yayılır.Üzerine meyve dilimleri dizilir.Tarife göre hazırlanan jöle biraz soğutulur.Soğuyunca meyvelerin üzerine gezdirilir ve buzdolabımda beklettikten sonra servis yapılır.....
Arkadaşlar hazır tarifi yayınlamışken P.D.Ç.S.E. 36 ya ev sahipliği yapan Mutfak Telaşı arkadaşıma gönderiyorum Kolay gelsin arkadaşım...

13 Şubat 2009

PEYNİRLİ POĞAÇA


Merhaba arkadaşlar. Sizlerin karşınıza bu gün pamuk gibi yaptığım bir poğaça tarifi ile geliyorum. Canlarım bu tarifimi yine saygıdeğer hocamız Cemal TÜRKAN beyin pasta kitabından aldım.Hamuru hakikaten çok güzel. Onun kitabında ay çöreği olarak adlandırılmıştı ama ben şekil değiştirerek poğaça halinde sunuyorum. Hafta sonu çocuklarınıza yapın yumuşak yumuşak yesinler.
Gelelim Tarife
Malzemeler:
2 Yumurta
1 Su bardağı süt
1 Çay bardağı yoğurt
1 Çay bardağı zeytinyağı
1 Paket sanayağı (Eritilmiş)
1 Çorba kaşığı pakmaya
Tuz
Aldığı kadar un
Arkadaşlar içinin malzemesini göz kararı olarak ayarladım.
Beyaz peynir maydanoz ve az pul biber.
Yapılışı:
Bir yumurtanın sarısı üzerine sürmek için ayrılır.Pakmaya az ılık sütün içine şeker konularak mayalandırılır.Bütün malzemeler karıştırılır maya ilave edilir ve yumuşak bir hamur elde edilir.Hamurdan yumurta büyüklüğünde alınarak elimizde hamur açılır ve istediğimiz şekil verilerek yağlanmış tepsiye dizilir. Üzerine yumurta sarısı ve susam sürülür. Tepside mayalandırılır.Ve önceden ısıtılmış fırında pembeleşene kadar pişirilir. Afiyet olsun. Haydi kahvaltılıklar hazır.
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 36 ' ya ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://mutfaktelasi.blogspot.com/ ' a katkıda bulunmak için bu poğaçamı yayınlıyorum Kolay gelsin arkadaşım.....

SEVGİLİLER GÜNÜ

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN


11 Şubat 2009

ÖDÜL

Blog arkadaşlıklarında , tüm güzellikleri, candan dostlukları, her türlü bilmediğimiz görmediğimiz becerileri samimiyetlikleri gördüm.Sanal alem benim gözümü korkuttu. Uzun zaman site açmaya cesaret edemedim.Ama şu an güzel dostluklar kurunca yanıldığımı anladım. İnşaallah bundan sonrada böyle gider. Allah kötü niyetli kişilerden uzak tutsun.Canım arkadaşlarım sizlerle tanıştığım için çok mutluyum.
Bülbülünyeri ablam beni beni ödüllendirmiş. Kendisine çok ama çok teşekkür ediyorum .Bana bu ödülü layık gördüğü için.Ayrıca birkaç ay öncede beni dostluk ödülü ile ödüllendiren arkadaşlarıma fırsat bulupta cevap verememiştim. Kabul ederlersede gecikmelide olsa burdan onlarada çok ama çok teşekkür etmek istiyorum.
Ödülün gönderilmesiyle ilgili uyulması gereken 3 kural var:
1-Seni ödüllendiren blog yazarının linkini vermek,
2-Bu ödülü verdiğin 7 blog sahibinin linkini vermek,
3-Seçilen blog yazarlarını durumdan haberdar etmek.
Sevgili
http://ezgilitarifler.blogspot.com/
Gönlüm istiyorki bütün arkadaşlarımı ödüllendireyim. Ama olsun bu alemdeki bütün arkadaşlarıma ödülümü veriyorum....................................

BEBEK HIRKASI VE BEBEK YELEĞİ


Merhaba arkadaşlar. Yine karşınıza iki modelle geldim. Hırkanın modelini nerden aldığımı hatırlamıyorum ama beyaz yeleğen modelini http://hobilerimleben.blogspot.com adresinden aldım. İnşaallah beğenirsiniz.. Örmek isteyenlere şimdiden kolay gelsin....

6 Şubat 2009

HIRKA MODELLERİ

Merhaba sevgili arkadaşlarım. Havaların ısınmasıyla birlikte kış boyunca giydiğimiz kabanlar ağır gelmeye başladı.Bu yüzdende gözümüzü hırkalara çevirdik.Bende nette gezinirken gördüğüm modelleri sizlerle paylaşmak istedim.Sanmayın bu kadarcık daha bir sürü model buldum. Onlarıda zaman zaman yayınlıyacağım.Biraz kopya çekmiş gibi oluyorum ama ne yapayım.


5 Şubat 2009

ŞAL VE HIRKA

Merhaba arkadaşlar. Netten bulduğum iki modeli sizlerlede paylaşmak istedim. Net ortamında çok sayıda harika şeyler var. İnsan hangisine baksa bayılıyor ve hemen birşeyler yapası geliyor. Ama bu sadece hayal etmekte kalıyor.Bu modelleri beğeneceğinize inanıyorum arkadaşlar. Ama en kısa zamanda hırkadan örmek istiyorum.Bakalım zaman ne gösterecek.......

27 Ocak 2009

TAVUKLU SALATA

Merhaba arkadaşlar bu defada karşınıza Tavuklu Salata ile geldim.Cumartesi akşamı misafirim vardı. Bende değişik bir şeyler yapmayı çok seviyorum . Sevgili arkadaşım http://cedene.blogcu.com/ sitesinde bu tarifi gördüm çok beğendim.Hemen misafirlerime yaptım ve sizlerlede paylaşmak istedim.Salatayı ilk defa yaptığım için ölçülerine sadık kalarak hazırladım. Bu yüzdende tarifi olduğu gibi arkadaşımın sitesinden olduğu gibi aktarıyorum.
Arkadaşar bu tarifimide P.D.Ç.S.35. ev sahipliğini yapan http://gulayce.blogcu.com/ arkadaşımada hediye ediyorum......Kolay gelsin arkadaşım...............................
Diğer zamanlarda etkinliklere katılmak istedim katılamadım ama bu haftada üst üste iki tarifle katılıyorum . Diğer etkinliklere ev sahipliği yapan arkadaşlarım kusuruma bakmasınlar artık.
Gerekli Malzemeler:
* 1 paket tost ekmeği
* 1 adet ufakça haşlanmış tavuk göğsü
* 200 gr kadar süzme yoğurt
* 200 gr kadar mayonez,
* 2 diş sarmısak,
*tuz,
*1 su bardağı süt,( her tost ekmeği diliminin üstüne bir çorba kaşığı dökmek için )
* 1 adet haşlanmış yumurta,
* 1 yemek kaşığı kuru nane,
* 1 yemek kaşığı pul biber,
* yeterince dereotu veye maydanoz, ( süslemek için )
Hazırlanışı:
1. Önce tavuk göğsünü tuzla beraber haşlayın. Haşlandıktan sonra sarmısakla beraber rondoya atarak iyice parçalayın.
2. Süzme yoğut ve mayonezi bir kapta iyice karıştırın, karıştırdığınız malzemeyi ikiye ayırın.
3. Yoğurtlu karışımın ayırdığınız bir parçasına, tavuklu malzemeyi ekleyerek, bunuda iyice karıştırın.
4.Tost ekmeğinden bir tane alarak, bir kaşık sütle ıslatın, üstüne tavuklu karışımdan güzelce sürün, iç malzemeyi hafif kalın bırakabilirsiniz.
5 İkinci tost ekmeğini yine sütle ıslatarak , az önce üstüne iç harcı sürdüğünüz dilimin üzerine yerleştirin ve onun üzerine de iç harcından döşeyin.
6.Tüm tost ekmeği dilimleri bitinceye kadar bu işlemi devam ettirin. Ekmekler aralarında harçlarla beraber bir kule gibi üst üste konacak. Sonra kulenin en altından ve en üstünden dikkatlice tutarak , kullanacağınız servis tabağına yatay baton oluşturacak şekilde yatırın.
7. Ayırdığınız yoğurt-mayonez karışımından çok az bir miktar ayırarak kalan kısmı, pasta kaplar gibi ekmeklerin üstünü kaplayın. ve üstüne aliminyum folyoyu çok gevşekçe kapatarak buzdolabına koyun ve bir gece bekletin.
8. Servis yapacağınız zaman salatayı dolaptan çıkarın, az miktarda ayırdığınız yoğurtlu, mayonezli karışımla, folyonun bozduğu üst kaplamasını düzeltin.
9.Bir adet yumurtayı haşlayın, sarısı ve beyazı ile birlikte rendenin küçük tarafı ile rendeleyin. Resimde görüldüğü gibi verev verev salatanın üstüne dökün, aynı şekilde nane ve pul biberi de dökün.
10.Maydanozu yıkadıktan sonra, iri dallarından ayırın ve pasta salatamızın etrafına düzgünce yerleştirin. Salatamız bir bahçeye benzesin. Tost ekmeği salatası servise hazırdır. Afiyet Olsun...

26 Ocak 2009

AŞK MEKTUBU BÖREK

Merhaba arkadaşlar. Böreği ortaokul arkadaşım ve yeni komşum olan Ayla'dan öğrendim. Çok nefis oluyor. Ondaki tarifte böreğin adı kuşadası börekti ama ben muziplik olsun diye böreğin adını değiştirdim.Zarf şeklinde olup, içinden domates ve sosislerde kırmızı kırmızı görününce aklıma bu ismi takmak geldi. Umarın sizlerde beğenirsiniz.
Gelelim malzemelere;
3 Yufka
1 Su bardağı peynir
1,5 Su bardağı ince doğranmış domates ve yeşil biber
1,5 Su bardağı ince doğranmış sosis
Biraz sıvı yağ
Biraz su
Yapılışı;
1.Yufka düzgün bir zemine serilir üzerine sıvı yağ ve su kaşıkla gezdirilir daha sonra ikinci yufka serilir yine aynı işlem yapılır.Üst üste serilen 3yufka uçları karşılıklı gelecek şekilde kare olarak kapatılır. Oluşan karenin üzerine önce peynir daha sonra biber ve domates karışımı ve en üste sosisler serilir. Daha sonra zarf şeklinde yine uçlarından karşılıklı gelecek şekilde kapatılır.Üzerine yumurta sarısı sürülür.Karenin açık yeriden kesilir. Üçgen olan yerlerden bıçakla küçük çentik açılır. Ortalarındaki köşelerede kürdan batırılır, pişerken açılmasın diye.Ve önceden ısıtılmış fırına sürülür. Zaman ve derece konusunda yorum yapamıyacağım. Bunu size bırakıyorum....... Umarım anlaşılır bir şekilde tarif etmişimdir..Sevgili arkadaşım Ayla buradan sana teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık ...(Bu böreği Ayla ile beraber yaptık).......
Arkadaşar bu tarifimide P.D.Ç.S.35. ev sahipliğini yapan http://gulayce.blogcu.com/ arkadaşımada hediye ediyorum......Kolay gelsin arkadaşım...............................

11 Ocak 2009

HAVUÇLU KEK


İyi akşamlar arkadaşlar.Bu akşam karşınıza Havuçlu Kek tarifiyle geldim. Klasik bir tarif ama benimki farklı. Bu tarifi dünyaca ünlü aşçımız aynı zamanda Türkiyedeki ilk ve tek akademisyen aşçı olan şu anda Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Aşçılık Meslek Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi olarak çalışmakta olan Saygıdeğer hocamız CEMAL TÜRKAN 'ın kitabından alarak yaptım. Denemenizi tavsiye ederim. Ayrıca bu kekimide sevgili P.D.Ç.S.E.34 ' e ev sahipliği yapan http://fzehra.blogcu.com/ hediye ediyorum. Kolay gelsin arkadaşım........................
Çok uzattım değilmi arkadaşlar... Geçelim tarifimize
Malzemeler:
3 Yumurta
1 Su bardağı şeker
2 Su bardağı un
1 Fincan süt veya yoğurt
2 Adet havuç
2 Çay kaşığı tarçın
1 limon kabuğu rendesi
1 Paket kabartma tozu
Yapılışı:
Yumurtalarla şeker iyice çırpılır. Süt veya yoğurt ilave edilerek çırpmaya devam edilir.Daha sonra tüm malzemeler ilave edilerek çırpmaya devam edilir.Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbına dökülerek 150' de 45 dakika pişirilir.Soğunca kalıptan çıkartılarak dilimlenip servis yapılır. Hepinize afiyet olsun arkadaşlarrrrrrrrrrrrrr...
Not:Hocam kusara bakmayın yapılışını kendimce uyguladığım için tarif etmemde bu şekilde oldu....


3 Ocak 2009

BEBEK YELEĞİ




İyi akşamlar arkadaşlar. Bu akşam sizlere sevgili ebrugiller arkadaşımın sitesinde gördüğüm bir bebek yeleğini yayınlıyorum. Tabiki arkadaşımın yüksek müsaadelerini alarak yayınlamak cesaretinde bulundum.Ayrıca arkadaşımın sitesinde aradığınız her türlü örgü modellerini bulabilirsiniz.Çok çok teşekkür ederim arkadaşım.Ellerine kollarına sağlık...................................

1 Ocak 2009

PİKE TAKIMI 4

Merhaba arakadaşlar hepinize mutlu ve sağlıklı yeni bir yıl dilerim.Karşınıza bir pike takımı örneğiyle geldim. Nasıl ama güzel değilmi?....................................

31 Aralık 2008

HAVLU DANTELLERİ




Merhaba arkadaşlar Yeni Yılınızı En İçten Dileklerimle Kutlar sağlıklı ve mutlu nice yıllar dilerim. Bu arada yine boş durmadım size birkaç havlu danteli sunmak istedim....






29 Aralık 2008

DANTEL




Merhaba arkadaşlar. Sizlere yine bir kermeste çektiğim pike takımının dantelini sunuyorum........


28 Aralık 2008




ARKADAŞLAR YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN. NİCE MUTLU, SAĞLIKLI SENELERE................................................
Arkadaşlar vur deyince öldüren bir yapım yok ama . Bu gün ben sanki öyle oldum. Ama ne yapayım birden yazı yazmaya heveslendim bende bir çırpıda bir her telden yazmaya başladım.Uzun zamandan beri sitemle fazla ilgilenememiştim. Bunu telafi etmem gerek değilmi canlarım......

KURABİYELER

İyi geceler arkadaşlar bu kurabiyeleri dün oğlum için yaptım. Sınıflarında yılbaşı çekilişi yapmışlar. Sınıf Öğretmenleride hediyeleri verirken herkes evinde bir şeyler yaptırıp getirsin demiş. Benim oğlumda özellikle bu Winydipo serisini istedi bende onun hatrını kırmadım ve oğlum için büyük bir zevkle hazırladım.Tarifini soracak olursanız herhangi bir kurabiye hamuru olabilir ben sade bir tatlı kurabiye tarifi kullandım. Tadı güzel olmuştu.Un kurabiyesi tarifi bile olabilir arkadaşlar...............

FULARLARIM


Merhaba arkadaşlar çok uzun bir süre tembellik yaptım değilmi...Yeni yılı tembel bir şekilde karşılamak istemiyorum o yüzdende biraz hareketleneyim dedim ve faaliyetlere başladım.İlk olarakta bu yıl piyasaya çıkan badem gibi ipten flar örerek işe başladım. 1 çile ip aldım 1 saatin içinde 2 değişik fular ördüm. Umarım beğenirsiniz.Malum kış mevsiminde aklımıza gelen ilk örgü fular oluyor.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...