18 Eylül 2009
15 Eylül 2009
10 Eylül 2009
AFRİKA MENEKŞELERİM
Çiceği sevenlerdenim. Ama yıllardır Afrika Menekşesi hiçbir zaman beni cezbetmemişti.Sevgili küçük eltim Fatma ve kaynım Senol'un bize gelirken getirdikleri bir menekşe çiceğinden sonra bendede hastalık başladı. Gördüğüm yerden menekşe aldım ve diktim, ama evimde istediğim gibi olmuyordu.Bu yaz yine çok özentili bir şekilde saksılarını ve topraklarını değiştirdim ama yinede toparlanmadılar.Bende ya atayım bu çiçekleri yada işyerime götüreyim belki orada toparlanırlar diye düşündüm.Tabiki 2. seçenek ağır baştı tek tek işyerime taşıdım.1ay 1,5 ayın içinde böyle güzel oldular. Birde işyerimin camı kuzeyde fazla yakıcı güneş görmüyor.şimdide çocuk sever gibi her gün onları seviyorum.
Hakikaten doğa çok güzel.............
AFRİKA MENEKŞESİ
Afrika Menekşesi, anavatanı Doğu Afrika olan bir bitkidir. ilk kez 1890 yılında, Doğu Afrika'da Baron Walter von Saint Paul tarafından keşfedilmiştir. Bu yüzden bilimsel adı Saintpaulia Lonantha'dır. Anavatanlarında yıllık yağış ortalaması yüksektir (Yıllık 1700 ml).
Uygun ortam bulduğu zaman yıl boyunca çiçek açabilen bu bitki, çiçeklenmeler arasında bir kaç haftalık bir dinlenme dönemi geçirir. mavi ve morun çeşitli tonlarında olan çiçekleri, katmerli veya yalın kat, ya da kenarları düz veya tırtıklı olabilir. Direkt güneş almayan aydınlık yerleri sever ve yıl boyunca oda sıcaklığında tutmak en iyisidir. Sıcaklık 22-25 derece olduğunda hızla gelişerek çiçeklenir. Sıcaklıktaki değişmeler, özellikle düşmeler bitkiyi duraklatıp, bazan 6 ay süreyle çiçeklenmemesine sebep olabilir. Musluk suyunu sevmez. Yumşak suyla sulanmalı ve yapraklarına su değdirilmemelidir. Toprak nemli tutulmalı ama çok fazla sulanmamalıdır. İlkbahar ve yaz mevsimleri boyunca haftada bir kez düşük dozda besin verilmesi iyi sonuç verecektir.
4 Eylül 2009
KEŞLİ CEVİZLİ ERİŞTE MAKARNA ''İFTAR BEREKETİ ETKİNLİĞİ 3 ''
Merhaba arkadaşlar. Sizlere yöresel bir tarif sunmaya geldim.Bu yaz bütün olumsuzluklar beni buldu. Kameram bozuldu, pc mausu bozuldu. Öyle olunca eklemeler yapamadım. Ara sıra bazı yazılar eklesemde hep hazıra kaçtım.Birde yaz sezonunun verdiği yoğunluk eklendi. Artık yavaş yavaş siteme ısınmaya çalışacağım.Gerçi bu kışımda biraz yoğun geçecek .Oğlum 8. sınıfa gidecek. Malum yoğun bir okul temposu bizi bekliyor.İnşaallah rahat bir şekilde geçiririz.Malum çocukların bir ergenlik dönemidir gidiyor.Umarım iyi anlaşırız.Fazla konuştum değilmi.Ayrıca bu makramı İftar Bereketi Etkinliği 3 gönderiyorum...
Bu makarnamızda bizim yöresel olarak kullandığımız keşten yapılmaktadır. Her zaman tercih edilen bir yemektir ama özellikle ramazanlarda sahurda daha bir iştahla yenir.
Bunun özel bir tarifi yoktur ama ben kaba taslak anlatmak istedim.
Gelelim Makarmanızın nasıl yapıldığına:
Evde yapılmış erişte makarna veya hazır erişte makarna hepimizin bildiği gibi haşlanır. Uzerine soğuk su dökülür ve süzülür. Diğer tarafta keş rendelenir ve dövülmüş cevizle karıştırılır.Yayvan bir kaba (Küçük pilav koyduğumuz tepside olabilir) önce cevizli keş şerpilir üzerine makarna dökülür tekrar keşli cevizli karışımdan dökülür. Katını isteğinize göre yapabilirsiniz. En üzte yine karışımdan dökülür. Daha sonra tereyağ eritilir içine cevizli keşli karışımdan biraz koyulur ve kızartılır. Bu kızartılan yağ makarnanın üzerine dökülür. Afiyet olsun....
Baştada dediğim gibi her şeyin ölçüsünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
Keşi bilmeyenler için kısaca anlatayım. Süzme yoğurt katı hale getirilir. Bol tuz konularak şekillendirilerek kurutulur. Kullanılacağı zamanda rendelenerek kullanılır.
İşin dahada özü yoğurdun bayatlandırılmış hali ( Bu fikri benim eniştem çok savunur. Yalanda değil hani...).
3 Eylül 2009
ÇOK ÖZEL VE GÜZEL BİR HİKAYE
ÇOK ÖZEL BİR HİKÂYE
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.
Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi, her bitki güneşi severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...
Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi. Herkesten farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. İlk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.
Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi:
— Geçen baharda menekşeler ekiyorduk ya hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.
Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4. sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak
- Peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.
Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem de Hacer. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti. En çok alınan Doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.
Bir gün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı? Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konuşmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi.
Hande'ye gülümsüyordu.
- Hoş geldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.
Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...
— Bu soğukta?
Hacer gülümsedi ;
- Onlar annem için, annem onları çok sever.
Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
"Annen hasta mı?" dedi.
"Evet, 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, bir tek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.
"Bir şeyler yapalım anne" dedi.
O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı.
Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi
Hande.
LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN.
HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR
SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR.
12 Ağustos 2009
MİMLENMİŞİM
Merhaba sevgili arkadaşlar uzun zamandan beri siteme uğrayamamıştım. Yazın gelmesiyle birlikte düğünler dernekler derken bir koşuşturmaca sürüp gidiyor.İnsanın pc başına geçesim gelmiyor. Birde benim evimdeki pc.de problemler oldu yazı ekliyemedim. Fotoğraf yükleyemedim. kameram bozuldu vs.vs......Öyle oluncada biraz hevesim kaçtı. Bu günde sevgili hemşerim http://nursen-yemek.blogspot.com/ Cesaret konusunda beni mimlemiş. Kaç günlerdir cevap veremedim . Ayıp ettim ama benim kusuruma bakmasın ..................
Bende dilimin döndüğünce cevaplandırmaya çalışcağım..
CESARET:
Cesaret:Sürekli etrafındakilerin sana baktığını düşünmeyi bırakıp,sadece kendin olduğun ve yapmak istediğin şeyi yaparak,yüreğini ortaya koymaktır.
Cesaret:Her kuyuya taş atabilmektir.
Cesaret:Kimi zaman salaklıktır kimi zaman akılcılıkta son noktadır.
Cesaret:Şimdi yapamazsam ömrümün sonuna kadar pisman olacağımı bildigim her sey..
Cesaret:Hem mantığınla hareket etme isteği, hem duygularını yaşama aşkı, hem de hem mantığının hem de duyguların gaza getirip yapmayacağım asla yapmam dediklerimizi bir çırpıda yapıvermemizdir.
Cesaret:Her kuyuya taş atabilmektir.
Cesaret:Kimi zaman salaklıktır kimi zaman akılcılıkta son noktadır.
Cesaret:Şimdi yapamazsam ömrümün sonuna kadar pisman olacağımı bildigim her sey..
Cesaret:Hem mantığınla hareket etme isteği, hem duygularını yaşama aşkı, hem de hem mantığının hem de duyguların gaza getirip yapmayacağım asla yapmam dediklerimizi bir çırpıda yapıvermemizdir.
25 Haziran 2009
REGAİP KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN
Regaip Kandili Hakkında...Regaip elde edilmesi arzu edilen değerler demektir. Bu mübarek gecede Yüce Mevla kullarına bol bol rahmet ve hibede bulunduğu için bu adı almıştır.
Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayı halk dilinde "üçaylar" olarak anılan rahmeti bereketi ve mağfireti bol olan manevi bir ticaret mevsimine girişimizin habercisidir. Recep ayı Kur’an’da haram aylar diye anılan dört aydan bir tanesidir. Regaib gecesinin böyle bir ayın içinde yer alması aynı zamanda bu gecenin önemini de ifade etmektedir. Konuya ilişkin ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Allah katında ayların sayısı onikidir Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”(1)
Hz. Peygamber’in yaptığı şu dua üç aylara verdiği önemi belirtmektedir: "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek eyle ve bizi Ramazan'a kavuştur."(2)
Muhterem Mü'minler!
Bu mübarek günler ve geceler Kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.
Ey Allah'ı seviyorum diyen insan! Kulluk vazifeni yapabiliyor musun?
Peygamberimi seviyorum diyen Müslüman! O’nun sünnetini ahlakını yaşıyor musun?
Kitabım Kur'an'dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından sakınıyor musun?
Allah'ın nimetlerini yediğin halde şükrünü yerine getiriyor musun? Aç biilaç yoksul kimsesiz fakirleri koruyup gözetiyor musun?
Ölümün hak olduğuna şüphe yok. Şu anda ölüme hazır mısın? Kendi kusurlarını düzeltip tövbe ediyor musun?.
Geçen yılın bu mübarek gününde seninle beraber oldukları halde şu anda göremediğin eşin dostun akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çeki-düzen verebiliyor musun?
Evet bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak bu mübarek günlerin ve gecelerin şuuruna varmak demektir.
Aziz Mü’minler!
Bu insanî ve İslamî ölçülerle düşünür kötülüklerimizden kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçer tövbe eder geleceğimizi daha iyi değerlendirmeye azmeder karar verirsek; her günümüz kandil geceleri gibi başarılı sonumuz da bayramlar kadar sevinçli olur.
Bu geceye mahsus bir ibadet şekli olmamakla beraber gündüzünü oruçlu geçirmek muhtaçlara yardımda bulunmak varsa dargın olduğumuz kişilerle barışmak anne ve babalarımızın büyüklerimizin ellerini öpüp dualarını almak geceyi Kur'an okumakla ve salat-ü selam getirmekle tövbe istiğfar etmekle ihya etmemiz uygun olur.
(AlINTIDIR) (Diyanet sitesinden)
21 Haziran 2009
21 HAZİRAN BABALAR GÜNÜ
BABAMIN, EŞİMİN VE TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
6 Haziran 2009
SARAY SARMASI VEYA AFYON LOKUMU
Merhaba arkadaşlar. Bu tatlı tarifini sitelerde dolaşırken görüyordum ama bir türlü cesaret edip yapmamıştım.Geçenlerde karşı komşum Ayla yapmıştı. Hatta beraber yaptık diyebilirim. Sarma işini ben yaptım. Bende hemen fotoğrafladım. Ve sizlerde paylaşmak istedim. Daha sonra bende yaptım. Hakikaten çok güzel oluyor vede yemesi hafif. Arkadaşlar çok beğendiler. Sizlerinde beğeneceğinizi düşünerek tarifime geçiyorum.1 Kg süt
3 Kahve fincanı un
3 kahve fincanı şeker
100 Gr margarin
1 Pk vanilya
1 Damla sakızı (Çiğnediğimiz damla sakızlarından koydum ben)
Krem şanti içinde 1 Su bardağı süt
Hindistan cevizi
Yapılışı:
Süt, un, şeker karıştırılarak muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra margarin, vanilya ve sakız katılarak iyice muhallebiye yedirilir. Kare fırın tepsisine bol miktarda hindistan cevizi serpilir ve üzerine hazırlanmış krema dökülür tepsinin her tarafına aynı kalınlıkta yayılır.Soğumuş olan kremanın üzerine önceden hazırlanmış olan krem şantide ince bir tabaka şeklinde sürülür.1 gece buzdolabında bekletilir. Üzerine ince dövülmüş fındık veya ceviz serpilir.2 Cm aralıklarla ince şerit halinde kesilir. Rulo yapılarak servis tabağına dizilir ve üzerinede bol miktarda hindistan cevizi dökülür. Servis yapılır.Büyüklüğünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.Afiyet olsun
Bu tarifimi bu hafta PDÇSE 44 ev sahipliği yapan arkadaşım http://narinmutfagi82.blogcu.com/ gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....
28 Mayıs 2009
ETİMEK TATLISI


İyi geceler arkadaşlar. Yapılışı basit ve yemesi hafif, görüntüsüde bir o kadar ilginç olan bir tatlı tarifiyle karşınızdayım.Yumurta sarısı görünümlü bir tatlı.Bir an tatlının üzerinde yumurta sarısının ne işi var diye düşündünüz değilmi.Eeeeee böyle işte..........................Hadi tarife geçelim.
Malzemeler:
1 Pk. Etimek
2 Su bardağı şeker
1.5 su bardağı su
1 Pk. vanilyalı puding
3.5 Su bardağı süt
1 Pk. Muzlu Jöle
Birkaçtane konserve kayısı
Yapılışı:
2 Su bardağı şekerle 1.5 su bardağı su kaynatılır. Etimekler bir tepsiye dizilir ve üzerine şerbet biraz ılık olarak dökülür. Tatlı soğutulur.Üzerine hazırlanmış olan vanilya dökülür ve düzgün bir şekilde yayılır.Pudingde soğuduktan sonra belli aralıklarla kayısılar yerleştirilir. Üzerinede hazırlanmış olan jöleden bir kaşık yardımıyla yavaş yavaş dökülür.Soğutulur. Dilimlenerek servis yapılır. Afiyet olsun ...
Arkadaşlar ben böyle yapılmış bir kremalı bir pasta modelini sevgili arkadaşım aytencee ' nin sitesinde görmüştüm. Bende tatlıya bu görünümü verdim..... Nasıl sizce.......
Bu tatlımıda bu hafta P.D.Ç.S.E. 43'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://asimelek58.blogcu.com/ a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....
19 Mayıs 2009
19 MAYIS ATATÜRK'ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI ve TÜRKAN SAYLAN
Ey büyük Ata'm, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız.Türk Gençliği
18 Mayıs 2009
P.D.Ç.S.E.43



Merhaba arakadaşlar bu aralar sitemle fazla ilgilenemedim.Sizleri bilmiyorum ama ben bazen siteme büyük bir zevkle bir şeyler eklemeyi seviyorum bazende hiç canım istemiyor. Birde baharda insanın içi içine sığmıyor.Ondanmıdır neden bilmiyorum ama üzerimde bir tembellik var ..Biz buralarda kışı biraz çetin geçiriyoruz ya havalar ısınınca biraz şımarıyoruz galiba.Neyse lafı fazla uzatmıyayım. Hazır tatlıyı yapmışken P.D.Ç.S.E. 43 'e ev sahipliği yapan arkadaşım http://asimelek58.blogcu.com/ katkıda bulunmak istedim kolay gelsin arkadaşım.
ELMALI TURTA
Malzemeler:
3 adet yumurta
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1,5 su bardağı yoğurt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Ara malzemesi:
6 adet elma
4 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
Yapılışı:
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1,5 su bardağı yoğurt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Ara malzemesi:
6 adet elma
4 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
Yapılışı:
Önce ara malzemeyi hazırlayın.
Bunun için; elmaların kabuklarını soyup rendeleyin. Toz şekeri ilave edip kısık ateşte elmalar yumuşayıncaya kadar pişirin. Ocaktan alınca tarçını ilave edip karıştırın. Ara malzemeniz bir kenarda soğurken keki hazırlayın. Yumurta ve şekeri tel çırpıcıyla çırpın. Sıvı yağ ve yoğurdu ilave edin. Bildiğimiz kek hamurundan biraz daha koyu olacak şekilde azar azar un ekleyin. Kabartma tozu ve vanilyayı da ilave ettikten sonra 1 su bardağı kadar ayırıp, kalan hamuru yağlanmış tepsiye dökün. Hazırladığınız elmalı harcı üzerine yayın. Ayırdığınız hamura un ilave ederek sert bir hamur elde edin ve elmalı harcın üzerine rendeleyin. Önceden ısıttığınız orta dereceli fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin. Ilındıktan sonra pudra şekeri serperek dilimler halinde servis yapın.
Not: Arkadaşlar bu tarifimi yine sizlerin sitesinden alarak yaptım ama şimdi hatırlıyamadım kimden aldığımı.. O yüzden kaynak gösteremedim.
Not: Arkadaşlar bu tarifimi yine sizlerin sitesinden alarak yaptım ama şimdi hatırlıyamadım kimden aldığımı.. O yüzden kaynak gösteremedim.
Sitesinin ismini yazamadığım için kusuruma bakmasın bu turtayı yapan arkadaşım.
10 Mayıs 2009
ANNELER GÜNÜ
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi.
Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmadı.
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil, severek anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı. Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.
YERYÜZÜNDEKİ TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
5 Mayıs 2009
ÜZGÜNÜM(AYŞE'ME)
Merhaba arkadaşlar. Ben birkaç gündür çok üzgünüm.Çok sevdiğim kuzenim (Daha doğrusu annemin kuzeni) geçen perşembe akşamı bir trafik kazası geçirdi.Hemde şehir içinde yaya iken üstelik kaldırımda.. Bizi çok korkuttu. Kollarında ve bacaklarında bir sürü kırıklarla olayı atlattı ama. Şu anda hastanede yatıyor. Çarşamba günü ameliyat olacak kırıklarına platin takacaklar. Umarım ameliyatı iyi geçer ve hızla iyileşirde aramızda olur.
Seni çok seviyoruz AYŞE
Arkadaşlar kuzenim için dua edin olurmu.
Bu yüzdende bu aralar siteme uğrayamadım. Sizlere misafir olamadım.
Bir yerde bir yazı okumuştum. Hatırladığım gibi yazıyorum. Ama kimin sözü bilmiyorum. Onuda sizinle paylaşmak istedim. Şu anki benim psikolojime tam uyuyor.
''Sevinçler paylaşıldıkça artarmış, Acılar paylaştıkça azalırmış.'' Bende üzüntümü sizlerle paylaşmak istedim.
Canım Ayşe'm sen bunuda atlatacaksın.Çünkü sen çok güçlüsün.....Allah her zaman senin yanında tatlım.
NOT:Her ehliyet alan kendini şoför sanıyor her araba kullanmasını bilen kendini şoför sanıyor ve bu sayedede maalesef toplumumuzda trafik magandaları artıyor.Bolu gibi bir yerde birde şehir merkezinde bu kaza nasıl olmuş dersiniz. Sanki kaza Otobanda olmuş gibi hastanın durumu...
22 Nisan 2009
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
23 NİSAN23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı.
Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş 4 yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi'mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı'mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan çocukların bayramıdır.
Alıntıdır
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
20 Nisan 2009
9 Nisan 2009
YUFKA SALATASI



Merhaba arkadaşlar. Benim bu yoğurtlu yufka salatasına siz ister hazır yufka mantısı deyin isterseniz benim gibi yufka salatası deyin. Yorumu size kalmış. Arkadaşlarımın sitelerini dolaşırken gözüme çarptı benimde evde bir yufkam artmıştı hemen değerlendiriverdim. Hiç bir malzememde ölçü yok. Yufkayı 4'e böldüm. Temiz bir örgü şişiyle sıkıca sardım. Şişi içinden çıkarıp bir parmak aralıklarla kestim. Kızdırılmış bol yağda kızarttım. Biraz soğuyunca üzerine sarmısaklı yoğurt döktüm. Baharatlarla süsledim. Arkadaşlar bekletilmeden yenmelidir. Zira yogurt kızartılmış yufkaları yumuşatıyor. Kıtır kıtır olmuyor. Yoğurtlu halini çekmeyi unutmuşum canlarım.... Hepinize afiyet olsun..Yine bu tarifimide P.D.Ç.S.E. 40'a ev sahipliği yapan http://missgibi.blogcu.com arkadaşıma gönderiyorum...Haydi kolay gelsin arkadaşım...
2. SMART BLOGGER ÖDÜLÜM
Bu ödülün kuralları:
1-ödül verenin linkini yayınlamak
2-ödül verdiğin kişilere haber vermek
3-Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek...
Tekrar teşekkür ederim arkadaşım Gülcan
8 Nisan 2009
MAKARNA SALATASI

Merhaba arkadaşlar. Bu defa sizlere çok güzel bir salata sunacağım. Hangi sitede gördüm bilemiyorum . Tarif dikkatimi çekti benimde bu aralar misafir trafiğim çok olduğu için değişik tarifler arayışı içindeydim. Bu salata gözüme ilişti hemencecik yapıverdim.Hazır tarifi yayınlamışken P.D.Ç.S.E. 40'a ev sahipliği yapan arkadaşım http://missgibi.blogcu.com/ 'a gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....Malzemeler:
1 Paket boncuk makarna
2-3 tane yeşil biber
2-3 tane közlenmiş kırmızı biber
4-4 tane kornişon turşu
Yarım demet yeşil soğan
Yarım demet maydonoz
Küçüklerinden konserve mısır
Zeytinyağı
Limon suyu
Tuz
Baharat
Yapılışı:
Makarna haşlanır ve süzülür. Biraz diri olacak şekilde. Haşlama suyuna biraz yağ katarsanız birbirine yapışmaz. Diğer malzemeler doğranır. Geniş bir kaba alınır. İçine soğutulmuş makarna tuz, yağ, limon suyu, baharat eklenerek karıştırılır.Evet servise hazırdır arkadaşlar.Afiyet olsun....
Yapımıda bir o kadar kolay bir salata arkadaşlar mutlaka deneyiiiiiiinnnn.......
7 Nisan 2009
ÖDÜL
4 Nisan 2009
MUHALLEBİLİ TEL KADAYIF TATLISI
İyi geceler arkadaşlar. Sizlere son zamanlarda çok moda olan bir tatlı ikram etmek istedim. Bu gece misafirlerim vardı onlar için hazırladım aynı zamandada tarifimi bu hafta P.D.Ç.S.E. 39 'a ev sahipliği yapan http://pastakur.blogspot.com/ arkadaşıma gönderiyorum.Şimdiden kolay gelsin arkadaşımNot: Arkadaşlar bu malzemelerin miktarı normal büyüklükteki fırın tepsisine göre, vede bir püf noktasını söylemek istiyorum. Bu tatlıyı akşamdan değilde ikram etmeden birkaç saat önce yaparsanız daha güzel oluyor.Zira çok önceden yapıldığı zaman kadayıflar ister istemez pudingin rutubetiyle yumuşuyor. Yinede tercih sizin......
Malzemeler:
500 Gr. tel kadayıf
1/2 Su bardağı dövülmüş ceviz
2 Çorba kaşığı şeker
2 Çorba kaşığı tereyağı veya margarin
Muhallebisi için:
1,5 Kg. süt
1 Su bardağı şeker
3 Kaşık un
1 Kaşık nişasta
1 Paket krem şanti
Yapılışı:
Kadayıf kurutularak (isterseniz bir yere sererek isterseniz buzlukta bekletilerek) iyice ufalanır. İçine 2 kaşık şeker ve 2 yağ eritilerek dökülerek iyice karıştırılır.Fırın tepsisine serilerek ısıtılmış fırınde pembeleştirilir. Fırından çıkartılarak içine dövülmüş ceviz ilave edilerek kadayıf tekrar harmanlanır ve yine tepsiye serilerek 2. defa fırına sürülür ve yine pembe kıvama gelene kadar kızartılır.Fırından çıkartılır.
Muhallebide krem şanti hariç diğer malzemeler karıştırılarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir. Ateşten alınarak biraz soğutulur. İçine krem şanti paketi toz olarak ilave edilerek iyice karıştırılır. Kadayıfın yarısı tepsiden alınır geri kalan kadayıf tekrar tepsiye serilir üzerine muhallebi tamamen soğutulmadan dökülür. İyice her tarafına yayılır kalan muhallebide üzerine serpilerek soğutulur ve kesilerek servis yapılır.Afiyet olsun arkadaşlar ................ Denemenizi tavsiye ederim...
28 Mart 2009
MİLFÖYLÜ KURABİYE

Merhaba arkadaşlar.... Öncelikle elim kazaya çok üzüldüğümü belirtmekle işe başlıyorum.6 tane insan göz göre göre gitti. Şu çağda şu devirde böyle bir olay....Bilmiyorum,diyecek birşey bulamıyorum.Şu an sözün bittiği yerdeyim diyebilirim canlarım. Allah ölenlere rahmet ailelerine sabır versin. Bunu demekten başka birşey gelmiyor vede gelmedi elimizden....İnanın içim çok yandı..Ben bu kurabiye tarifini sevgili arkadaşım Birsel ve İrem 'in sitesinde görmüştüm çok beğendim.Ama ben alttaki hamuru beceremedim.O yüzdende kendi kurabiye hamurumu uyguladım.
Gelelim tarifimize...
Malzemeler:
125 Gram margarin
1 Yumurta
2 Kaşık yoğurt
1/2 Çay bardağı pudra şekeri
1/2 Paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
5 tane milföy hamuru
Yapılışı:
Yoğurt, eritilmiş margarin,pudra şekeri, yumurtanın sarısı ve kabartma tozu karıştırılır. Aldığı kadar unla yumuşak bir hamur yapılır. Hamuru yarım cm. açarak kalıpla kesilir ve yağlanmış tepsiye dizilir.Milföy hamurları merdane ile biraz inceltilir. Kurabiyelere şekil verilen kalıpla milföy hamurlarından parçalar kesilir. Kurabiye hamurlarının üzerine yumurta akı sürülerek milföy hamurları yerleştirilir. Üzerlerine birer tane kuru üzüm yada fındık koyulur Önceden ısıtılmış 180 derece fırında milföyler hefifçe pembeleşinceye kadar (yaklaşık 20 dakika) pişirilir. Kurabiyeler soğuyunca üzerine tarçınla karışık pudra şekeri elenir. Afiyet olsun...
Fotoğraftaki 2. kurabiyelerde aynı hamurla aynı şekilde ama ben artan kırıntı kalan milföyleri bir araya getirerek ince çubuklar halinde burgu yaptım ve yuvarlak kesilmiş hamurların üzerine yerleştirdim. Pişirdikten sonrada pudra şekeri eledim. Tercih sizin arkadaşlar..
Bu tarifimide P.D.Ç.S.E. 39 'a ev sahipliği yapan http://pastakur.blogspot.com/ arkadaşıma göderiyorum...Kolay gelsin arkadaşım......
17 Mart 2009
YEŞİL MERCİMEK SALATASI

Merhaba arkadaşlar. Bu akşam yine çok yoğundum günüm vardı. Gün arkadaşlarıma yeşil mercimek salatası yaptım.Çok harika oluyor. Misafirlerimde çok beğendi. Bu tarifi bir sitede görmüştüm ama şuan ismini hatırlayamadım.Malzemeleride aklımda kaldığınca kullandım. Umarım sizlerde beğenirsiniz.Malzemeler:
1 Su bardağı yeşil mercimek
1 Su bardağı yeşil mercimek
Yarım bağ yeşil soğan
Yarım bağ maydonoz
2 veya 3 tane yeşil biber
2 veya 3 tane közlenmiş biber
2 tane orta boy salatalık
Birkaç tane kornışon turşu
Yeşil zeytin
Zeytin yağı
Limon suyu
Yapılışı:
Yeşil mercimek haşlanır suyu süzülür ve bütün malzemeler ince ince doğranarak mercimeğe karıştırılır. Tuzu,zeytin yağı ve limon suyunu arzunuza göre kullanabilirsiniz.
Ben buraya malzemeleri miktar olaarak yazdım ama siz zevkinize göre ayarlayabilirsiniz miktarlarını. Yapanlara şimdiden afiyet olsun.......
Bu salatamı P.D.Ç.S.E. 38 'e ev sahipliğini yapan http://arzumhobii.blogcu.com/ arkadaşıma gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım......
13 Mart 2009
ANLAMLI BİR YAZI
ÇOCUGUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Yanına geldigi zaman, en dogru insana kavustuğunu hisssetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Ona serdiginden büyük, bir dua sofrasi sersin....
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Senin gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Yanına geldigi zaman, en dogru insana kavustuğunu hisssetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Ona serdiginden büyük, bir dua sofrasi sersin....
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; Senin gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....
9 Mart 2009
MAKARNALI BÖREK


Arkadaşlar bu böreği http://cedene.blogcu.com/ da gördüm. Bende denedim hakikaten çok değişik bir börek. Sizlerinde denemenizi tavsiye ederim. Eskiden elimizde bir pasta defteri içinde 3-5 tarif veya gazetelerden kesilmiş tarifler , onlarada hamur işlerini yaparken ya yağ damlamıştır ya su yazıların şekli şemali bozulmuştur. Onlardan aynı şeyleri yapar dururduk. Öyle değilmi arkadaşlar. Ama şimdi İnternet sayesinde biebirinden becerikli arkadaş bloglarımız oldu her şey elimizin altında... Çok süper şeyler öğrendik arkadaşlar birbirimizin sayesinde...İyiki varsınız arkadaşlar iyiki varsınız bloglar.... Tarifde hiç bir farklılık yapmadan denediğim için aynen yayınlıyorum. MAKARNALI BÖREK
Malzemeler:
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı zeytin yağı
1 çay bardağı yoğurt
1 cay kaşığı karbonat(1 yemek kaşığı suda eriterek kat)
1 çay kaşığı tuz
1 tane yumurta
Aldığı kadar un
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı zeytin yağı
1 çay bardağı yoğurt
1 cay kaşığı karbonat(1 yemek kaşığı suda eriterek kat)
1 çay kaşığı tuz
1 tane yumurta
Aldığı kadar un
Makarnalı Harç:
1/2 paket haşlanmış fiyonk makarna
1 yumurta
1 çay bardağı zeytin yağı
1 su bardağı peynir (rendelenmiş)
1 tutam kıyılmış maydanoz
Tüm malzeme iyice karıştırılır ve yufkaların arasına serilir.
1 yumurta
1 çay bardağı zeytin yağı
1 su bardağı peynir (rendelenmiş)
1 tutam kıyılmış maydanoz
Tüm malzeme iyice karıştırılır ve yufkaların arasına serilir.
Yapılışı:
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılacak. Hamur ceviz büyüklüğünde 30 parçaya ayrılacak. Bu parçalar elle tek tek yuvarlak bir şekilde açılacak. 15 yuvarlak parça aralarına nişasta serpilerek üstüste konulacak ve merdane yardımıyla açılacak. Açılan bu 15 li yufka yağlanmış tepsinin altına yayılacak. Bu yufkanın üstüne hazırlanan makarnalı iç konulacak ve diğer 15 parçada aynı şekilde açılarak yufka yapılacak ve harcın üstüne serilecek.
Börek pişmeden istediğiniz büyüklükte karelere bölünecek ve üzerine 200 gr eritilmiş margarin gezdirilecek.200 derece ısıtılmış fırında kızarana dek pişirilecek.Afiyet olsun...
Börek pişmeden istediğiniz büyüklükte karelere bölünecek ve üzerine 200 gr eritilmiş margarin gezdirilecek.200 derece ısıtılmış fırında kızarana dek pişirilecek.Afiyet olsun...
Böreğin altındaki resim neyin nesi diyeceksiniz ama...... Eeeeeeee çocuk olan evde böyle şeyler yaratılır.Canım oğlum yaptı onu, anneciğim bunu benim için mutlaka sitene koy diye yalvardı. Bende kırarmıyım onu.
Ayrıca arkadaşlar hazır böreğimi yapmışken P.D.Ç.S.E. 38 ev sahipliğini yapan http://arzumhobii.blogcu.com./ arkadaşıma katkıda bulunmak istiyorum. Kolay gelsin arkadaşım..
8 Mart 2009
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
BÜTÜN KADINLARIN KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir.
Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka’nın Kophenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857 de New York’ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Millteler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu olaylardan 52 yıl sonra Danimarka’nın Kophenhag şehrinde düzenlenen Kadın Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857 de New York’ta başlayan, kadınların haklarını kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar.
Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Millteler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi.
Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olnak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Dünya Kadınlar Günü kadınlar açısından çok daha farklı bir gün günümüzde. Kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırırlanması içinde özel bir gün. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsada, ülkemizde ve gelişmeke olan ülkelerde kadın hakları ne yazıkki istenen seviyelerden oldukça uzakta. Dünya Kadın Günü dünya kadınları arasında da bir dayanışma ve deneyim değişimi günü.
Dünya Kadınlar Günü ülkemiz içinde de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesinde de önemli bir gün. Kadın haklarının ülkemizde kullanımı ne yazık ki homejen bir dağılım göstermiyor. Kazanılan deneyimlerin, tüm ülke sathına yayılması için yılda bir gün olsa da Dünya Kadınlar Günü bizim için ayrı bir önem taşıyor.
Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış dahi bir çok gerçeği değiştirbilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlar. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.
Dünya Kadınlar Günü kadınlar açısından çok daha farklı bir gün günümüzde. Kadın haklarının kazanılmasında nerelerden başlandığını ve bugünlere nasıl gelindiğinin hatırırlanması içinde özel bir gün. Bir çok gelişmiş ülkede kadın hakları çok ilerlemeler göstermiş olsada, ülkemizde ve gelişmeke olan ülkelerde kadın hakları ne yazıkki istenen seviyelerden oldukça uzakta. Dünya Kadın Günü dünya kadınları arasında da bir dayanışma ve deneyim değişimi günü.
Dünya Kadınlar Günü ülkemiz içinde de kadın haklarının kazanılması, iyileştirilmesi için konunun gündeme gelmesinde de önemli bir gün. Kadın haklarının ülkemizde kullanımı ne yazık ki homejen bir dağılım göstermiyor. Kazanılan deneyimlerin, tüm ülke sathına yayılması için yılda bir gün olsa da Dünya Kadınlar Günü bizim için ayrı bir önem taşıyor.
Dünya genelinde kadın haklarında son yıllarda meydana gelen artış dahi bir çok gerçeği değiştirbilecek nitelikte değildir. Dünyadaki en fakir insanların büyük bir çoğunluğu kadın, dünyadaki eğitim almamış insanların büyük çoğunluğu yine kadınlar. Kadınlar bugün ülkemizde de erkeklere göre %25 - 50 oranında daha az ücretle çalıştırılmaktadırlar.
Bu gün bir Dünya Kadın Günü olmasını sağlayan tarihteki bazı önemli kilometre taşlarını aşağıda veriyoruz:
1857 New York: kadinlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar. Polis tarafından dağıtıldılar.
1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü. Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan “Ekmek ve Gül ” idi. Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.
1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı. Avrupa’daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.
1910 Clara Zetkin isimli bir Amlan sosyalist kadın, kadın Sosyalist Enternasyonelinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.1911 Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.
1917 Rus kadınlar ” ekmek ve barış” için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler. Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.
1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart’ı kabul etti.
1857 New York: kadinlar 12 saatlik günlük çalışma saatine, düşük ücrete karşı yürüyüşler yaptılar. Polis tarafından dağıtıldılar.
1908 New York: 15.000 kadın daha kısa çalışma saati, daha iyi gelir ve oy hakkı için yürüdü. Doğum izni istediler. Kullandıkları slogan “Ekmek ve Gül ” idi. Ekmek yaşama güvencesi, karın tokluğunu, gül ise daha kaliteli yaşamı simgeliyordu.
1909 İlk Kadın Günü 28 Şubat ta kutlandı. Avrupa’daki kadınlar da Şubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı.
1910 Clara Zetkin isimli bir Amlan sosyalist kadın, kadın Sosyalist Enternasyonelinde Dünya Kadınlar Günü olmasını önerdi ve kabul edildi.1911 Kophenag kararından sonra ilk kez 19 Mart ta Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre de kutlandı. Yüz binlerce kadın ve erkek değişik aktiviteler yaptılar. Oy verme, seçme seçilme hakları yanısıra meslek edinme ve mesleki eğitim görme haklarını istediler.
Bu kutlamalardan 2 hafta sonra Triangel yangınında 140 kadın öldü. Bu olay Amerika çalışma kurallarını büyük ölçüde etkileyen bir yere sahiptir.
1917 Rus kadınlar ” ekmek ve barış” için grev yaptılar. Yaşam koşullarının kötülüğünü protesto ettiler. Bu olay 8 Mart ta olmuştur ve daha sonra bütün Avrupa ülkeleri tarafından da kabul görmüştür.
1977 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kadın Hakları ve Dünya Barışı Günü olarak 8 mart’ı kabul etti.
Sevgili arkadaşları mu yazı http://www.buzlu.org/ sitesinder alıntıdır.
4 Mart 2009
PEYNİRLİ PATATESLİ KEK

Merhaba arakadaşlar... Bu keki ben çok seviyorum ve bu aralar kötü takıldım buna sık sık yapıyorum bu akşamda sizlerle paylaşayım dedim. YayınlamışkendeP.D.Ç.S.E. 37 ye ev sahipliği yapan arkadaşım http://sevincceden.blogcu.com/ 'a bende katkıda bulunmak istedim. Hadi arkadaşım kolay gelsinGelelim tarife
Malzemeler:
3 Yumurta
1 Su bardağı sıvı yağ
1 Su bardağı yoğurt
1 Tane ortaboy soğan
3 Orta boy patates
1 Su bardağı peynir
1 Pk. kabartma tozu
2,5 Su bardağı un
Tuz,karabiber,maydonoz
Yapılışı:
Yumurta, yoğurt, sıvı yağ karıştırılır. Patates küp küp doğranır, soğan ince ince doğranır,peynir rendelenir, un, kabartma tozu, tuz, maydonoz ve karabiber ilave edilerek hamur karıştırılır. Yağlanmış kek kalıbına dökülerek 180' de önceden ısıtılmış fırında pişirilir.Fırından çıkartılarak soğumaya bırakılır. Kalıptan çıkartılarak dilimlenerek servis yapılır. Afiyet olsun arkadaşlar.
Not: Arkadaşlar ben birkaç parça sosis doğradım, biberli yeşil zeytin doğradım. Tarifte yoktu ama çok güzel oldu tavsiye ederim arkadaşlar........................
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















