KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
26 Kasım 2009
21 Kasım 2009
ZERDE (P.D.Ç.S.E. 48)
Arkadaşlar yazın ağustos böceği gibi siteme pek fazla uğrayamadım.Bilgisayarımda problem oldu ama, bu problemlerimi üzerinde dursaydım halledebilirdim belki ama tembellik ya......Kışın gecelerin uzamasıyla soğukta evde dururken insanın daha bir içinden geliyor bir şeyler yapmak.. Bizim evdekiler yeme özürlü olunca bende maarifetlerimi misafirlerime gösteriyorum.Hafta içi günüm vardı bir değişiklik olur dedim ve bu tatlıyı yaptım.Ben bu tatlıyı yıllar önce Karamürselde bir nişan evinde yemiştim. Çok hoşuma gitmişti.Ama o kalabalıkta ve telaş içinde insanlara soramazdı bunu nasıl yaptınız diye. Yöresel olarak nereye özgü bir tatlı bilmiyorum.Orada düğünlerde derneklerde mutlaka yapılırmış bu tatlı. Ama ne zaman tarif kitapları çıktı gazeteler ek vermeye başladı ve en sonda internet çıktı tarifler elime düştü... Bendende kaçmadı ve zaman zaman yapıyorum. Ben bu tatlıyı Gönül Palaoğlu'nun Tatlıdan Tuzludan kitabındaki ölçülerle yapıyorum.
Bu tatlımıda etkinliğe göndermek istiyorum. P.D.Ç.S.E 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....
5 Su bardağı su
1 Çay bardağı pirinç
2 Çorba kaşığı nişasta
1 Çorba kaşığı gül suyu
1 Kahve kaşığı safran
1-2 damla safran boyası
Pirinç iyice yıkanarak 5 bardak su ile ağır ateşte 20-25 dakika pişirilir.
İçine şeker, safran ve safran boyası ilave edilerek 5 dakika daha kaynatılır.
Gülsuyu ile ezilmiş nişasta ilave edilir, 1-2 dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alınır.
Buharı geçince kaselere boşaltılır.
Üzerini istediğiniz gibi süsleyerek servis yapabilirsiniz.
Malzemeler:
1.5 Su bardağı şeker5 Su bardağı su
1 Çay bardağı pirinç
2 Çorba kaşığı nişasta
1 Çorba kaşığı gül suyu
1 Kahve kaşığı safran
1-2 damla safran boyası
Yapılışı:
Pirinç ılık su içinde 1/2 saat bekletilir.Pirinç iyice yıkanarak 5 bardak su ile ağır ateşte 20-25 dakika pişirilir.
İçine şeker, safran ve safran boyası ilave edilerek 5 dakika daha kaynatılır.
Gülsuyu ile ezilmiş nişasta ilave edilir, 1-2 dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alınır.
Buharı geçince kaselere boşaltılır.
Üzerini istediğiniz gibi süsleyerek servis yapabilirsiniz.
20 Kasım 2009
YOĞURTLU BROKOLİ - KARNIBAHAR SALATASI
Merhabalar. Arkadaşlar gönül isterki bu salatanın tarifini vereyim.Ama biliyorsunuz günümüzde sık sık yapılan bir salata, herkesin bildiğini düşünüyorum.Benim paylaşma sebebim bir çeşit yaptıklarımızı sizlerle paylaşmak ve sunmak.
Tüm malzemelerin miktarını isteğe göre hazırlamak gerekiyor.
Yinede ben sizlere yarım yumalak (Varmısın yokmusun programındaki Hekim'in deyimiyle) anlatayım.
Brokoli ve karnıbahar küçük küçük parçalanarak buhar yöntemiyle haşlanır.Ben içine havuçta doğradım.Daha sonra süzme yoğurt ezilir.Mayonez , sarmısak ilave edilir. Daha sonra haşlanmış sebzelerin üzerine dökülür. Karıştırılır ve servis yapılır.
Arkadaşlar bu tarifimide PDÇSE 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....
19 Kasım 2009
GRİ YELEĞİM
Canlarım yine bir örgü modeli getirdim size.Bu yeleğimi geçen yıl ördüm. Bebek yeleği yapar gibi yakadan başladım.Ama çok zorlandım ayarlaması çok zor oldu. Kollarına nohut örgü koydum.Cep yapar gibi nohut örgüyle süs yaptım.Nasıl beğendinizmi...
17 Kasım 2009
YEŞİL RENKLİ KAZAĞIM
Merhaba arkadaşlar. Malum havaların soğumasıyla kazaklar ortaya çıktı. Benimde bu kazağım yıllar önce alize ipten ördüğüm bir kazak. Eskisi kadar çok yünlü kazaklar giyilmiyor ama bu kazaklarımı hiçbir yere vermeye kıyamadım. Senede birde olsa çıkartır giyerim. Biraz nostaljik olsun istedim sizlerle paylaşıyorum...
15 Kasım 2009
MİM VE TEL KIRMA TEPSİ
Sevgili arkadaşım Ayla beni mimlemiş.Dilimin döndüğünce cevaplandırayım.Mimin konusu SİNİR KÜPÜ. Şu son yıllarda hayat şartlarındanmıdır yoksa insanların rahat oluşundanmıdır bilinmez ama bütün insanlar zehir zembelek. Patlamaya hazır bomba gibiler.Bende o katogoride olan insanlardan sadece bir tanesiyim.Her zaman asabiyim.Böylede olunca her şeyin karşısında sinir küpü olup çıkıyorum.
Başlıca;
*Evde yemek hazır olduğu zaman saatler sonra masaya gelinmesine,
*Hazırlanıp bir yere giderken saatlarce başkalarının keyfinin beklenmesine,
*Toplum içinde bazı densizlerin parasıyla puluyla övünmesine,
*Düşülüp kalkılacak insanların hep kendi seviyesinden seçilip başkalarının küçümsenmesine,
*İnsanların sürekli yediği içtiği ile övünmesine,
*Çok bildiğini sanıp sürekli karşısındakinin fikirlerinin çürütülmesine(Mesela benim oğlum gibi),
Çok sinir olurum..
vs.vs.vs.vs.
Şu an aklıma gelenler bunlar ama uzun süre düşündüğümde bir sürü şey çıkar ve yazmakla bitmez. Fazla düşünmeyeyim vede seni sıkmayayım arkadaşım.
Bu tepsiyide Sevgili yeğenim Yasemin Bartın'da yaptırmış. Çok güzel olmuş. Çok beğendim. Bu tepsinin bir değişik modelinide kız kardeşime yaptırmış oda çok güzeldi. Teşekkür ederim canım kardeşim Yasemin. Yapanın ellerine sağlık seninde kesene bereket.Çok çok teşekkür ederim.
Aylardır siteme uğramadım ya dilim çözuldü..Şimdide durmadan bir şeyler eklemek geliyor içimden..
14 Kasım 2009
LAZ BÖREĞİ (P.D.Ç.S.E. 47)
Merhaba arkadaşlar. Ben geldimmmm. Uzun zamandır siteme uğramamıştım ama sizleri özledim. Biraz tembelliğim tuttu birazda bigisayarımda problem olunca canım istemedi. Kusuruma bakmazsınız değilmi. Bende kendimi affettirmek için sizlere bir tatlı sunuyorum. Tatlı yiyip tatlı konuşalım diye..Tatlım laz böreği. İnternette dolaşırken ben bu böreği hep tuzlu bir börek olarak düşünüp tarifi hiç okumuyordum. Birgün merak ettim nasıl bir börek özelliği nedirde laz böreği demişler. Aaaa birde baktım bizim börek tatlı. o gün bu gündür yapmak istedim ama fırsatım olmamıştı. Birazda cesaret edememiştim evde yenirmi yenmezmi diye. Geçen ay günüm vardı bende değişiklik olsun diye yaptım, arkadaşlar çok beğendiler. Tarifide http://egelidenmiskokulutarifler.blogspot.com/ arkadaşımın sitesinden aldım. İlk defa denediğim için malzemeleri aynı ölçülerde kullandım. İşin garibide muhallebinin içine karabiber konması geldi bana. Ama harika oldu arkadaşlar. Hazır tatlıyı yapmışken tadına bütün blogcu arkadaşlarım baksın dedim ve P.D.Ç.S.E. 47' ye ev sahipliği yapan http://www.ferahinmutfagi.com/ arkadaşıma gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım...
MALZEMELER:
- 14 tane baklavalık yufka (ben 24 tane kullandım 12'si altına,12'si üstüne)
- 150 gr. tereyağ
- 4 yumurta sarısı
- 7 su bardağı süt
- 1.5 su bardağı şeker
- 4 yemek kaşığı nişasta
- 4 yemek kaşığı pirinç unu
- bir tutam tuz
- bir tutam karabiber
- 2 paket vanilya
- 1.5 su bardağı şeker
- 1 su bardağı su
Şerbeti hazırlayın ve soğumaya bırakın.
Muhallebiyi yapmak için, sütü ve şekeri bir tencereye koyun ve yavaş yavaş ısıtmaya başlayın.
Bir kasenin içinde diğer malzemeleri koyun ve iyice karıştırın, ben ısınan sütten biraz alıp karışıma ilave edip öyle karıştırdım.
Bu karışımı süte ilave edin ve koyulaşana kadar pişirin.
Tereyağını eritin.Yufkaların boyunda bir tepsi seçin ve onu yağlayın.Yufkaların yarısını, her katını yağlayarak tepsiye dizin.10 dakika dinlenmiş olan muhallebiyi yufkaların üzerine dökün ve diğer yufkalarıda aynı şekilde yağlayarak dizin.Dizme işlemi bittikten sonra kalan tereyağınıda en üstüne sürün ve iri kareler şeklinde kesin.(ben 4x4 lü olarak 16 kare, o kareleride üçgen olarak 2 parça olarak kestim.)
180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şebeti dökün.
Not: Ben şerbetli yapmadım üzerine pudra şekeri döktüm...
18 Eylül 2009
15 Eylül 2009
10 Eylül 2009
AFRİKA MENEKŞELERİM
Çiceği sevenlerdenim. Ama yıllardır Afrika Menekşesi hiçbir zaman beni cezbetmemişti.Sevgili küçük eltim Fatma ve kaynım Senol'un bize gelirken getirdikleri bir menekşe çiceğinden sonra bendede hastalık başladı. Gördüğüm yerden menekşe aldım ve diktim, ama evimde istediğim gibi olmuyordu.Bu yaz yine çok özentili bir şekilde saksılarını ve topraklarını değiştirdim ama yinede toparlanmadılar.Bende ya atayım bu çiçekleri yada işyerime götüreyim belki orada toparlanırlar diye düşündüm.Tabiki 2. seçenek ağır baştı tek tek işyerime taşıdım.1ay 1,5 ayın içinde böyle güzel oldular. Birde işyerimin camı kuzeyde fazla yakıcı güneş görmüyor.şimdide çocuk sever gibi her gün onları seviyorum.
Hakikaten doğa çok güzel.............
AFRİKA MENEKŞESİ
Afrika Menekşesi, anavatanı Doğu Afrika olan bir bitkidir. ilk kez 1890 yılında, Doğu Afrika'da Baron Walter von Saint Paul tarafından keşfedilmiştir. Bu yüzden bilimsel adı Saintpaulia Lonantha'dır. Anavatanlarında yıllık yağış ortalaması yüksektir (Yıllık 1700 ml).
Uygun ortam bulduğu zaman yıl boyunca çiçek açabilen bu bitki, çiçeklenmeler arasında bir kaç haftalık bir dinlenme dönemi geçirir. mavi ve morun çeşitli tonlarında olan çiçekleri, katmerli veya yalın kat, ya da kenarları düz veya tırtıklı olabilir. Direkt güneş almayan aydınlık yerleri sever ve yıl boyunca oda sıcaklığında tutmak en iyisidir. Sıcaklık 22-25 derece olduğunda hızla gelişerek çiçeklenir. Sıcaklıktaki değişmeler, özellikle düşmeler bitkiyi duraklatıp, bazan 6 ay süreyle çiçeklenmemesine sebep olabilir. Musluk suyunu sevmez. Yumşak suyla sulanmalı ve yapraklarına su değdirilmemelidir. Toprak nemli tutulmalı ama çok fazla sulanmamalıdır. İlkbahar ve yaz mevsimleri boyunca haftada bir kez düşük dozda besin verilmesi iyi sonuç verecektir.
4 Eylül 2009
KEŞLİ CEVİZLİ ERİŞTE MAKARNA ''İFTAR BEREKETİ ETKİNLİĞİ 3 ''
Merhaba arkadaşlar. Sizlere yöresel bir tarif sunmaya geldim.Bu yaz bütün olumsuzluklar beni buldu. Kameram bozuldu, pc mausu bozuldu. Öyle olunca eklemeler yapamadım. Ara sıra bazı yazılar eklesemde hep hazıra kaçtım.Birde yaz sezonunun verdiği yoğunluk eklendi. Artık yavaş yavaş siteme ısınmaya çalışacağım.Gerçi bu kışımda biraz yoğun geçecek .Oğlum 8. sınıfa gidecek. Malum yoğun bir okul temposu bizi bekliyor.İnşaallah rahat bir şekilde geçiririz.Malum çocukların bir ergenlik dönemidir gidiyor.Umarım iyi anlaşırız.Fazla konuştum değilmi.Ayrıca bu makramı İftar Bereketi Etkinliği 3 gönderiyorum...
Bu makarnamızda bizim yöresel olarak kullandığımız keşten yapılmaktadır. Her zaman tercih edilen bir yemektir ama özellikle ramazanlarda sahurda daha bir iştahla yenir.
Bunun özel bir tarifi yoktur ama ben kaba taslak anlatmak istedim.
Gelelim Makarmanızın nasıl yapıldığına:
Evde yapılmış erişte makarna veya hazır erişte makarna hepimizin bildiği gibi haşlanır. Uzerine soğuk su dökülür ve süzülür. Diğer tarafta keş rendelenir ve dövülmüş cevizle karıştırılır.Yayvan bir kaba (Küçük pilav koyduğumuz tepside olabilir) önce cevizli keş şerpilir üzerine makarna dökülür tekrar keşli cevizli karışımdan dökülür. Katını isteğinize göre yapabilirsiniz. En üzte yine karışımdan dökülür. Daha sonra tereyağ eritilir içine cevizli keşli karışımdan biraz koyulur ve kızartılır. Bu kızartılan yağ makarnanın üzerine dökülür. Afiyet olsun....
Baştada dediğim gibi her şeyin ölçüsünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
Keşi bilmeyenler için kısaca anlatayım. Süzme yoğurt katı hale getirilir. Bol tuz konularak şekillendirilerek kurutulur. Kullanılacağı zamanda rendelenerek kullanılır.
İşin dahada özü yoğurdun bayatlandırılmış hali ( Bu fikri benim eniştem çok savunur. Yalanda değil hani...).
3 Eylül 2009
ÇOK ÖZEL VE GÜZEL BİR HİKAYE
ÇOK ÖZEL BİR HİKÂYE
Kendini bildi bileli mor menekşeyi çok severdi. Çocukluğunun geçtiği iki katlı evin bahçesinde bahar geldiğinde mor mor açar, mis gibi kokarlardı. Annesi mor menekşeleri hep duvar kenarına dikerdi.
Gölgeyi sever menekşeler derdi. Oysa öğretmeni bitkilerin güneş ışınları ile fotosentez yaptığını anlatmıştı onlara. Bitkiler güneş ışığına muhtaçtı. Mor menekşeler ne tuhaf bitkilerdi, her bitki güneşi severken, onlar neden gölgeyi tercih ediyorlar diye düşündü durdu Hande...
Küçük, ufacık aklı ile aslında menekşelerin diğer çiçeklerden farklı olduğunu keşfetmişti, işte belki de menekşeler bu yüzden bu kadar güzeldi. Herkesten farklı olursan, bu hayatta değerli olursun yargısına varmıştı. Daha o yıllarda farklı olmak için uğraş vermeye başladı. İlk olarak, okulda kimsenin yanına oturmak istemediği Hacer'in yanına oturmak istiyorum öğretmenim diyerek başladı farklılıklarla süren hayatı. Hacer bile şaşırmış şaşkın şaşkın bakıyordu onun yüzüne. Hacer çok dağınık, biraz anlama zorlukları olan problemli bir ailenin kızı idi. Hande ise mühendis Kamil Beyin biricik kızı. Öğretmen pek oturtmak istemedi önce Hacer'in yanına Hande' yi. Daha sonra bir tatsızlık çıkmasın diye öğretmen Hande'nin annesini çağırdı.
Annesi eve geldiklerinde Hande'ye sordu :
- Neden yavrum Hacer in yanına oturmak istiyorsun?
Hande cevap verdi:
— Geçen baharda menekşeler ekiyorduk ya hani anne, o gün sen bana menekşeler güneşi sevmez demiştin, oysa her bitki güneşi sever. Menekşeler farklı, belki de bu yüzden bu kadar güzeller. Hacer'in yanına kimse oturmak istemiyor. Ben farklı olmak istiyorum. Belki Hacer de güzeldir, onu fark etmek istiyorum, dedi.
Annesinin ağzı açık kalmıştı. İlkokul 4. sınıf öğrencisi kızının olgunluğuna hayran kalarak
- Peki kızım kimin yanında istersen oturabilirsin, " dedi.
Pazartesi Hande Hacer'in yanında oturmaya başladı. Hem Hande tedirgindi, hem de Hacer. Birbirleri ile hiç konuşmuyorlardı. Diğer kızlarda soğumuştu Hande'den. Nasıl Hacer gibi dağınık, bir şeyi, iki kere anlatınca anlayan fakir bir kızın yanına oturmayı istemişti. En çok alınan Doktor Cemal Beyin kızı Esin'di. Anne babaları her hafta sonu görüşüyorlar, Hande ve Esin birlikte oynuyorlardı. Nasıl olur da kendi yerine Hacer'i seçerdi. Çok gururu kırılmıştı Esin'in. Hande ile konuşmuyordu.
Bir gün Hande ve ailesi Esinlerle dağ köylerinden birinde gerçekleştirilecek bir panayıra katılmak için sözleştiler. Hande gene Esin'in somurtacağını bildiği için gitmek istemiyordu. İçin için de Hacer'e kızmaya başlamıştı arkadaşları ile arasının bozulmasına sebep olmuştu. Neden sanki bu kadar dağınıktı, neden her şeyi iki kerede anlıyordu? Yoksa aptal mıydı? Sonra menekşeleri hatırladı hemen düşüncelerinden utandı. Hacer farklı diye yargılamaması gerekiyordu. Hacer'in, kimsenin bilmediği güzelliklerini keşfedecekti. Buna tüm gücü ile inandı. Panayıra gittiklerinde Esin somurtarak karşısında oturuyordu, Hande ile konuşmuyordu.
Hande canı sıkıldığından biraz dolaşmak için annesinden izin aldı. Köy yolunda yürümeye başladı. Hava iyice soğumuş ve ayaz iyice artmıştı, kar atıştırmaya başlamıştı. Hande karı çok seviyordu, yürüdü, yürüdü. Köye gelmişti. Bir evin önünde durdu. Evin penceresinde ki saksıya gözü ilişti. Gözlerine inanamıyordu, bunlar mor menekşelerdi. Ama kıştı ve menekşeler soğuğu hiç sevmezlerdi eve doğru bir adım attı. Kapıda beliren gölgeyi çok sonra fark etti bu Hacerdi.
Hande'ye gülümsüyordu.
- Hoş geldin Hande buyurmaz mısın?, dedi.
Biraz ürkek, şaşkınlıkla kapıya doğru ilerledi Hande ve içeri girdi. Oda sıcacıktı odun sobası her yeri ısıtmıştı. Menekşeler diyebildi sadece Hande...
— Bu soğukta?
Hacer gülümsedi ;
- Onlar annem için, annem onları çok sever.
Sonra yatakta yatan kadını fark etti Hande.
"Annen hasta mı?" dedi.
"Evet, 2 sene önce felç oldu ona ben bakıyorum, bizim kimsemiz yok, bir tek ineğimiz var onunla geçiniyoruz. Ama tüm işler bana baktığı için derslere çalışacak pek vaktim olmuyor, dedi Hacer utanarak. Bir de bizim köyden şehre araç yok, bu yolu her gün yürüyorum o yüzden de çok yorgun okula geliyorum dersleri anlamakta güçlük çekiyorum.
Hande'nin gözleri dolmuştu. Dışarıdan gelen ses ile kendine geldi. Annesi onu arıyordu. Çok merak etmiş olmalıydı. Dışarıya koştu ve annesine sarıldı, ağlıyordu. Bir müddet sonra anne bu Hacer diye tanıştırdı sıra arkadaşını. Hacer'in yaptığı sıcak çorbadan içtiler birlikte. Hande annesine anlattı Hacer'in hayatını, ağlayarak.
"Bir şeyler yapalım anne" dedi.
O hafta annesi ve Hande, Hacerlere gidip annesi ve Hacer'i kendi evlerine taşıdılar. Hacer artık Handeler den okula gidip geliyordu, ne dağınıktı, ne de aptal. Sınıfın en iyi öğrencisi olmuştu. Seneler geçti Hacer ve Hande bir arkadaş değil, iki kız kardeşlerdi artık. Mor menekşeler Hande'ye Hacer'i armağan etmişti. Hacer'e ise hem Hande'yi, hem hayatı.
Seneler sonra ikisi de evlendi. Hacer şimdi bir doktor. Hande'den vicdanın ne kadar önemli olduğunu öğrendi, hastalarına vicdanıyla birlikte şifa dağıtıyor. Hande ise bir öğretmen. Çocuklara farklı olan şeyleri sevmeyi de öğretiyor. Bir kızı var adı, Hacer Menekşe. Hayatta en çok sevdiği iki şeye birini daha ekledi
Hande.
LÜTFEN SEVGİNİZE ÖNYARGI KOYMAYIN.
HERŞEY SEVİNCEYE KADAR FARKLIDIR
SEVDİKTEN SONRA İSE SEVGİNİN DİLİ HEP AYNIDIR.
12 Ağustos 2009
MİMLENMİŞİM
Merhaba sevgili arkadaşlar uzun zamandan beri siteme uğrayamamıştım. Yazın gelmesiyle birlikte düğünler dernekler derken bir koşuşturmaca sürüp gidiyor.İnsanın pc başına geçesim gelmiyor. Birde benim evimdeki pc.de problemler oldu yazı ekliyemedim. Fotoğraf yükleyemedim. kameram bozuldu vs.vs......Öyle oluncada biraz hevesim kaçtı. Bu günde sevgili hemşerim http://nursen-yemek.blogspot.com/ Cesaret konusunda beni mimlemiş. Kaç günlerdir cevap veremedim . Ayıp ettim ama benim kusuruma bakmasın ..................
Bende dilimin döndüğünce cevaplandırmaya çalışcağım..
CESARET:
Cesaret:Sürekli etrafındakilerin sana baktığını düşünmeyi bırakıp,sadece kendin olduğun ve yapmak istediğin şeyi yaparak,yüreğini ortaya koymaktır.
Cesaret:Her kuyuya taş atabilmektir.
Cesaret:Kimi zaman salaklıktır kimi zaman akılcılıkta son noktadır.
Cesaret:Şimdi yapamazsam ömrümün sonuna kadar pisman olacağımı bildigim her sey..
Cesaret:Hem mantığınla hareket etme isteği, hem duygularını yaşama aşkı, hem de hem mantığının hem de duyguların gaza getirip yapmayacağım asla yapmam dediklerimizi bir çırpıda yapıvermemizdir.
Cesaret:Her kuyuya taş atabilmektir.
Cesaret:Kimi zaman salaklıktır kimi zaman akılcılıkta son noktadır.
Cesaret:Şimdi yapamazsam ömrümün sonuna kadar pisman olacağımı bildigim her sey..
Cesaret:Hem mantığınla hareket etme isteği, hem duygularını yaşama aşkı, hem de hem mantığının hem de duyguların gaza getirip yapmayacağım asla yapmam dediklerimizi bir çırpıda yapıvermemizdir.
25 Haziran 2009
REGAİP KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN
Regaip Kandili Hakkında...Regaip elde edilmesi arzu edilen değerler demektir. Bu mübarek gecede Yüce Mevla kullarına bol bol rahmet ve hibede bulunduğu için bu adı almıştır.
Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayı halk dilinde "üçaylar" olarak anılan rahmeti bereketi ve mağfireti bol olan manevi bir ticaret mevsimine girişimizin habercisidir. Recep ayı Kur’an’da haram aylar diye anılan dört aydan bir tanesidir. Regaib gecesinin böyle bir ayın içinde yer alması aynı zamanda bu gecenin önemini de ifade etmektedir. Konuya ilişkin ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Allah katında ayların sayısı onikidir Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”(1)
Hz. Peygamber’in yaptığı şu dua üç aylara verdiği önemi belirtmektedir: "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bize mübarek eyle ve bizi Ramazan'a kavuştur."(2)
Muhterem Mü'minler!
Bu mübarek günler ve geceler Kendimizi denetleme ve değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerini almalı ve düşünmeliyiz.
Ey Allah'ı seviyorum diyen insan! Kulluk vazifeni yapabiliyor musun?
Peygamberimi seviyorum diyen Müslüman! O’nun sünnetini ahlakını yaşıyor musun?
Kitabım Kur'an'dır dediğin halde emirlerine sarılıp yasaklarından sakınıyor musun?
Allah'ın nimetlerini yediğin halde şükrünü yerine getiriyor musun? Aç biilaç yoksul kimsesiz fakirleri koruyup gözetiyor musun?
Ölümün hak olduğuna şüphe yok. Şu anda ölüme hazır mısın? Kendi kusurlarını düzeltip tövbe ediyor musun?.
Geçen yılın bu mübarek gününde seninle beraber oldukları halde şu anda göremediğin eşin dostun akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çeki-düzen verebiliyor musun?
Evet bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak bu mübarek günlerin ve gecelerin şuuruna varmak demektir.
Aziz Mü’minler!
Bu insanî ve İslamî ölçülerle düşünür kötülüklerimizden kötü alışkanlıklarımızdan vazgeçer tövbe eder geleceğimizi daha iyi değerlendirmeye azmeder karar verirsek; her günümüz kandil geceleri gibi başarılı sonumuz da bayramlar kadar sevinçli olur.
Bu geceye mahsus bir ibadet şekli olmamakla beraber gündüzünü oruçlu geçirmek muhtaçlara yardımda bulunmak varsa dargın olduğumuz kişilerle barışmak anne ve babalarımızın büyüklerimizin ellerini öpüp dualarını almak geceyi Kur'an okumakla ve salat-ü selam getirmekle tövbe istiğfar etmekle ihya etmemiz uygun olur.
(AlINTIDIR) (Diyanet sitesinden)
21 Haziran 2009
21 HAZİRAN BABALAR GÜNÜ
BABAMIN, EŞİMİN VE TÜM BABALARIN BABALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
6 Haziran 2009
SARAY SARMASI VEYA AFYON LOKUMU
Merhaba arkadaşlar. Bu tatlı tarifini sitelerde dolaşırken görüyordum ama bir türlü cesaret edip yapmamıştım.Geçenlerde karşı komşum Ayla yapmıştı. Hatta beraber yaptık diyebilirim. Sarma işini ben yaptım. Bende hemen fotoğrafladım. Ve sizlerde paylaşmak istedim. Daha sonra bende yaptım. Hakikaten çok güzel oluyor vede yemesi hafif. Arkadaşlar çok beğendiler. Sizlerinde beğeneceğinizi düşünerek tarifime geçiyorum.1 Kg süt
3 Kahve fincanı un
3 kahve fincanı şeker
100 Gr margarin
1 Pk vanilya
1 Damla sakızı (Çiğnediğimiz damla sakızlarından koydum ben)
Krem şanti içinde 1 Su bardağı süt
Hindistan cevizi
Yapılışı:
Süt, un, şeker karıştırılarak muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak kaynatılır. Ateşten indirildikten sonra margarin, vanilya ve sakız katılarak iyice muhallebiye yedirilir. Kare fırın tepsisine bol miktarda hindistan cevizi serpilir ve üzerine hazırlanmış krema dökülür tepsinin her tarafına aynı kalınlıkta yayılır.Soğumuş olan kremanın üzerine önceden hazırlanmış olan krem şantide ince bir tabaka şeklinde sürülür.1 gece buzdolabında bekletilir. Üzerine ince dövülmüş fındık veya ceviz serpilir.2 Cm aralıklarla ince şerit halinde kesilir. Rulo yapılarak servis tabağına dizilir ve üzerinede bol miktarda hindistan cevizi dökülür. Servis yapılır.Büyüklüğünü kendinize göre ayarlayabilirsiniz.Afiyet olsun
Bu tarifimi bu hafta PDÇSE 44 ev sahipliği yapan arkadaşım http://narinmutfagi82.blogcu.com/ gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....
28 Mayıs 2009
ETİMEK TATLISI


İyi geceler arkadaşlar. Yapılışı basit ve yemesi hafif, görüntüsüde bir o kadar ilginç olan bir tatlı tarifiyle karşınızdayım.Yumurta sarısı görünümlü bir tatlı.Bir an tatlının üzerinde yumurta sarısının ne işi var diye düşündünüz değilmi.Eeeeee böyle işte..........................Hadi tarife geçelim.
Malzemeler:
1 Pk. Etimek
2 Su bardağı şeker
1.5 su bardağı su
1 Pk. vanilyalı puding
3.5 Su bardağı süt
1 Pk. Muzlu Jöle
Birkaçtane konserve kayısı
Yapılışı:
2 Su bardağı şekerle 1.5 su bardağı su kaynatılır. Etimekler bir tepsiye dizilir ve üzerine şerbet biraz ılık olarak dökülür. Tatlı soğutulur.Üzerine hazırlanmış olan vanilya dökülür ve düzgün bir şekilde yayılır.Pudingde soğuduktan sonra belli aralıklarla kayısılar yerleştirilir. Üzerinede hazırlanmış olan jöleden bir kaşık yardımıyla yavaş yavaş dökülür.Soğutulur. Dilimlenerek servis yapılır. Afiyet olsun ...
Arkadaşlar ben böyle yapılmış bir kremalı bir pasta modelini sevgili arkadaşım aytencee ' nin sitesinde görmüştüm. Bende tatlıya bu görünümü verdim..... Nasıl sizce.......
Bu tatlımıda bu hafta P.D.Ç.S.E. 43'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://asimelek58.blogcu.com/ a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....
19 Mayıs 2009
19 MAYIS ATATÜRK'ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI ve TÜRKAN SAYLAN
Ey büyük Ata'm, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız.Türk Gençliği
18 Mayıs 2009
P.D.Ç.S.E.43



Merhaba arakadaşlar bu aralar sitemle fazla ilgilenemedim.Sizleri bilmiyorum ama ben bazen siteme büyük bir zevkle bir şeyler eklemeyi seviyorum bazende hiç canım istemiyor. Birde baharda insanın içi içine sığmıyor.Ondanmıdır neden bilmiyorum ama üzerimde bir tembellik var ..Biz buralarda kışı biraz çetin geçiriyoruz ya havalar ısınınca biraz şımarıyoruz galiba.Neyse lafı fazla uzatmıyayım. Hazır tatlıyı yapmışken P.D.Ç.S.E. 43 'e ev sahipliği yapan arkadaşım http://asimelek58.blogcu.com/ katkıda bulunmak istedim kolay gelsin arkadaşım.
ELMALI TURTA
Malzemeler:
3 adet yumurta
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1,5 su bardağı yoğurt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Ara malzemesi:
6 adet elma
4 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
Yapılışı:
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1,5 su bardağı yoğurt
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Ara malzemesi:
6 adet elma
4 çorba kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tarçın
Yapılışı:
Önce ara malzemeyi hazırlayın.
Bunun için; elmaların kabuklarını soyup rendeleyin. Toz şekeri ilave edip kısık ateşte elmalar yumuşayıncaya kadar pişirin. Ocaktan alınca tarçını ilave edip karıştırın. Ara malzemeniz bir kenarda soğurken keki hazırlayın. Yumurta ve şekeri tel çırpıcıyla çırpın. Sıvı yağ ve yoğurdu ilave edin. Bildiğimiz kek hamurundan biraz daha koyu olacak şekilde azar azar un ekleyin. Kabartma tozu ve vanilyayı da ilave ettikten sonra 1 su bardağı kadar ayırıp, kalan hamuru yağlanmış tepsiye dökün. Hazırladığınız elmalı harcı üzerine yayın. Ayırdığınız hamura un ilave ederek sert bir hamur elde edin ve elmalı harcın üzerine rendeleyin. Önceden ısıttığınız orta dereceli fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin. Ilındıktan sonra pudra şekeri serperek dilimler halinde servis yapın.
Not: Arkadaşlar bu tarifimi yine sizlerin sitesinden alarak yaptım ama şimdi hatırlıyamadım kimden aldığımı.. O yüzden kaynak gösteremedim.
Not: Arkadaşlar bu tarifimi yine sizlerin sitesinden alarak yaptım ama şimdi hatırlıyamadım kimden aldığımı.. O yüzden kaynak gösteremedim.
Sitesinin ismini yazamadığım için kusuruma bakmasın bu turtayı yapan arkadaşım.
10 Mayıs 2009
ANNELER GÜNÜ
Anneler Günü ülkemizde 1955 yılından bu yana kutlanıyor. Türk Kadınlar Birliği ülkemizde her yıl çocukları için büyük fedakarlığa katlanan annelerden birini yılın annesi seçer. Yılın annesinin kişiliğinde tüm annelere iyi dilekler sunulur.Amerika'nın Filedelfiya eyaletinde 9 Mayıs 1966 günü Jarvis isimli bir kızın annesi öldü. Annesini çok seven Jarvis'in üzüntüsü aylarca sürdü. Hayatla kimsesi kalmayan Jarvis ölüm olayına bir türlü alışamadı. Yaşama küstü. Canlılığını, yaşama sevincini yitirdi. Yemedi, içmedi bir ara ölmeyi bile düşündü. Jarvis'in bu durumunu yakından izleyen komşusu Jarvis'le arkadaş oldu. Bir gün yaşlı komşu söyleşi sırasında Jarvis'e «İnsanlar doğar, yaşar, ölür. Bu bir doğa kanunudur.» dedi.
Bu iki cümle, Jarvis'i çok etkiledi. Ölümün de doğmak, yaşamak gibi bir doğa olayı olduğunu düşündü. Ancak bu doğruyu bulmak Jarvis'in annesine olan sevgisini azaltmadı.
Aradan geçen süre içinde ölüm sözcüğünün soğukluğu gitti. Yerine anne sevgisinin sıcaklığı geldi. Artık Jarvis annesini gözyaşları ile değil, severek anmaya başladı. Acıları azaldı. İçinde arı, duru bir sevgi oluştu.
Aradan bir yıl geçti. Bu süre içinde Jarvis, hemen her gün annesinin mezarına çiçekler götürdü. Jarvis'in annesinin ölüm yıldönümünde bütün arkadaşları eve geldi. O gün Jarvis arkadaşlarına :
— Geçen bir yıl içinde çektiğim acılar bana şunu öğretti «Dünyada anne sevgisinin yerini dolduracak hiçbir sevgi yoktur. Yılın bir gününü annelere ayıralım. O günü annelerimizle ilgili anılarla dolduralım. Böylece annelerimize olan sevgi borcumuzu ödeyelim.» dedi.
Arkadaşları Jarvis'in önerisini çok beğendiler. Birlikte hemen kentin Belediye Başkanına gittiler. Başkan onları dinledi. Öneriyi içtenlikle benimsedi. Daha sonra bu öneri gazetelere, yazarlara anlatıldı. Jarvis ve arkadaşlarının çalışmaları kısa sürede sonuç verdi. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı.
Anneler günü ilk kez 1908 yılında kutlandı. Daha sonra bütün uygar ülkelerde kutlanmaya başlandı. Her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü gazetelerde annelerle ilgili yazılar, anılar, şiirler yayınlanır. Radyo ve televizyonda ana sevgisini konu eden konuşmalar yapılır. Türk Kadınlar Birliği'nin şubesi olan illerde yılın anneleri seçilir. Okullarımızda ayrıca Anneler Günü nedeniyle toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda okunan şiirler, söylenen türküler, şarkılar, annelere armağan edilir. Filimler gösterilir. Sergiler düzenlenir.
Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.
YERYÜZÜNDEKİ TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN
5 Mayıs 2009
ÜZGÜNÜM(AYŞE'ME)
Merhaba arkadaşlar. Ben birkaç gündür çok üzgünüm.Çok sevdiğim kuzenim (Daha doğrusu annemin kuzeni) geçen perşembe akşamı bir trafik kazası geçirdi.Hemde şehir içinde yaya iken üstelik kaldırımda.. Bizi çok korkuttu. Kollarında ve bacaklarında bir sürü kırıklarla olayı atlattı ama. Şu anda hastanede yatıyor. Çarşamba günü ameliyat olacak kırıklarına platin takacaklar. Umarım ameliyatı iyi geçer ve hızla iyileşirde aramızda olur.
Seni çok seviyoruz AYŞE
Arkadaşlar kuzenim için dua edin olurmu.
Bu yüzdende bu aralar siteme uğrayamadım. Sizlere misafir olamadım.
Bir yerde bir yazı okumuştum. Hatırladığım gibi yazıyorum. Ama kimin sözü bilmiyorum. Onuda sizinle paylaşmak istedim. Şu anki benim psikolojime tam uyuyor.
''Sevinçler paylaşıldıkça artarmış, Acılar paylaştıkça azalırmış.'' Bende üzüntümü sizlerle paylaşmak istedim.
Canım Ayşe'm sen bunuda atlatacaksın.Çünkü sen çok güçlüsün.....Allah her zaman senin yanında tatlım.
NOT:Her ehliyet alan kendini şoför sanıyor her araba kullanmasını bilen kendini şoför sanıyor ve bu sayedede maalesef toplumumuzda trafik magandaları artıyor.Bolu gibi bir yerde birde şehir merkezinde bu kaza nasıl olmuş dersiniz. Sanki kaza Otobanda olmuş gibi hastanın durumu...
22 Nisan 2009
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
23 NİSAN23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişahta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. İmparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı.
Ülke sorunları yüzüstü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş 4 yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun'a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun'dan Amasya'ya, oradan Erzurum'a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum'da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler - milletvekilleri - Ankara'da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi'nin toplandığı yapı Ankara'da Ulus Alan'ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara'da duyulduğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi'mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı'mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk'ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulusların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan'da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan'da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuşmalar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan çocukların bayramıdır.
Alıntıdır
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
20 Nisan 2009
9 Nisan 2009
YUFKA SALATASI



Merhaba arkadaşlar. Benim bu yoğurtlu yufka salatasına siz ister hazır yufka mantısı deyin isterseniz benim gibi yufka salatası deyin. Yorumu size kalmış. Arkadaşlarımın sitelerini dolaşırken gözüme çarptı benimde evde bir yufkam artmıştı hemen değerlendiriverdim. Hiç bir malzememde ölçü yok. Yufkayı 4'e böldüm. Temiz bir örgü şişiyle sıkıca sardım. Şişi içinden çıkarıp bir parmak aralıklarla kestim. Kızdırılmış bol yağda kızarttım. Biraz soğuyunca üzerine sarmısaklı yoğurt döktüm. Baharatlarla süsledim. Arkadaşlar bekletilmeden yenmelidir. Zira yogurt kızartılmış yufkaları yumuşatıyor. Kıtır kıtır olmuyor. Yoğurtlu halini çekmeyi unutmuşum canlarım.... Hepinize afiyet olsun..Yine bu tarifimide P.D.Ç.S.E. 40'a ev sahipliği yapan http://missgibi.blogcu.com arkadaşıma gönderiyorum...Haydi kolay gelsin arkadaşım...
2. SMART BLOGGER ÖDÜLÜM
Bu ödülün kuralları:
1-ödül verenin linkini yayınlamak
2-ödül verdiğin kişilere haber vermek
3-Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek...
Tekrar teşekkür ederim arkadaşım Gülcan
8 Nisan 2009
MAKARNA SALATASI

Merhaba arkadaşlar. Bu defa sizlere çok güzel bir salata sunacağım. Hangi sitede gördüm bilemiyorum . Tarif dikkatimi çekti benimde bu aralar misafir trafiğim çok olduğu için değişik tarifler arayışı içindeydim. Bu salata gözüme ilişti hemencecik yapıverdim.Hazır tarifi yayınlamışken P.D.Ç.S.E. 40'a ev sahipliği yapan arkadaşım http://missgibi.blogcu.com/ 'a gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....Malzemeler:
1 Paket boncuk makarna
2-3 tane yeşil biber
2-3 tane közlenmiş kırmızı biber
4-4 tane kornişon turşu
Yarım demet yeşil soğan
Yarım demet maydonoz
Küçüklerinden konserve mısır
Zeytinyağı
Limon suyu
Tuz
Baharat
Yapılışı:
Makarna haşlanır ve süzülür. Biraz diri olacak şekilde. Haşlama suyuna biraz yağ katarsanız birbirine yapışmaz. Diğer malzemeler doğranır. Geniş bir kaba alınır. İçine soğutulmuş makarna tuz, yağ, limon suyu, baharat eklenerek karıştırılır.Evet servise hazırdır arkadaşlar.Afiyet olsun....
Yapımıda bir o kadar kolay bir salata arkadaşlar mutlaka deneyiiiiiiinnnn.......
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















