26 Ocak 2010

ETOLLER


Merhaba arkadaşlar. Bu aralar sağ olsun mesai arkadaşlarım ve komşularım benim siteme çok katkıda bulunuyorlar. Bende hazır yapılmış şeyleri hiç kaçırmıyorum. Büyük bir zevkle sitemde sizlerle paylaşıyorum.Bu etolleride mesai arkadaşım Nurhan yapmış kızlarına. (2 tane şekercim kızları var, allah bağışlasın).. Eeeeee bende bunları büyük bir zevkle sizlere sergiliyorum. Ellerine sağlık arkadaşım....

25 Ocak 2010

KURDELA NAKIŞLI BOHÇALAR


Merhaba arkadaşlar bu bohçaları mesai arkadaşım Nurhan'ın ablası Gülşen abla nakış kursunda yapmış çok güzel olmuş bende sizlerle paylaşmak istedim....Nasıl ama çok güzel olmuşlar değilmi?....Ellerine sağlık Gülşen abla....

22 Ocak 2010

DOTLUK ÖDÜLÜM



Sevgili arkadaşım ezgilitarifler Ayla beni dostu olarak kabul edip bana bu ödülü layık görmüş ve göndermiş.Sitemi ilk açtığım dönemlerde benden yardımını esirgemeyen arkadalarımdan bir tanesi.Çok teşekkür ediyorum ve kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum. Bende bu ödülümü bütün blogcu arkadaşlarıma gönderiyorum.Zira hiç birinizi ayıramıyacağım...

SOSİSLİ MAKARNA

Arkadaşlar malum yeni yetişen nesil yeme özürlü.Bilmem üzerlerine çok düştüğümüzden bilmem bolluk içinde büyüdüklerinden. Bir türlü çözemedim. Bizim çocukluğumuzda varmıydı ben bunu beğenmedim, ben onu yemem, şundan yerim gibi bir tercih hakkımız .Belkide sofrada yedikmi yemedikmi kimse farkında olmuyordu. Gerçi bizlerdede var suç. Ben çoçukluğumda yiyemedim yesin, giyemedim giysin..Yokluk göstermiyoruz sorumluluk vermiyoruz..
Diyeceksinizki bu yazıyı neden yazdın.Evde yaptığımız yemekleri, pastaları börekleri çocuk belki yer diye türlü türlü şekillere sokarak hazırlıyoruz..Onların gözüne hoş görünsünler diye....Benim spagetti makarnamda öyle hazırlandı. Bunu geçenlerde Akasyakokusu Nuray arkadaşım hazırlamış sayfasında görünce bende oğluşuma yaptım çok beğendi..Zaten makarnayı sever...
Gelelim tarifimize. Bunada tarif denirse tabiki.
İstediğiniz kadar spagetti makarnayı doğranmış sosislerin içinden geçirerek hazırlayın.Makarmayı her zaman nasıl pişiriyorsanız o şekilde haşlayın. Haşlandıktan sonra üzerine tereyağı ile yağlayın ve servis yapın. Üzerinede arzunuza göre ketçap veya mayonez dökebilirsiniz. Afiyet olsun...

UÇURTMAL IKAZAK


Merhaba arkadaşlar. Bu kazağı oğlum küçükken örmüştüm.O zamanlar el becerilerimizi böyle fotoğraflayıpta sergilemekki gibi bir durumumuz yoktu tabiki...Bende o kazağı yeğenime vermiştim.Biraz eski ama... Sizlerle paylaşmak istedim. Nasıl buldunuz...Deseni bir yün dergisinden bulmuştum....

14 Ocak 2010

AŞURE / P:D.Ç.S.E.51


 
Arkadaşlar bu gün elime yine hazır yapılmış bir aşure geldi. Bende fırsatı kaçırmadım, hemen sizlerle paylaşamak istedim.Yine bu tatlıyıda yeni mesai arkadaşım Hülya yapmış, o fotoğrafladı getirdi. Burdan Hülya'yada çok çok teşekkür ederim.Bu yıl ben tembellik ettim aşure yapmamıştım. Benim kurtarıcım oldu. Yine ondan bir sürü tarifler var sırada bekleyen...Bu tatlıyı P.D.Ç.S.E. 51 'e ev sahipliği yapan arkadaşım Japonçekirdeğine gönderiyorum..
Malzemeler:
2,5 Su bardağı aşurelik buğday
1 Su bardağı nohut
1 Su bardağı pirinç
1 Su bardağı fasulye
1 Su bardağı üzüm
15 Adet incir
15 Adet kuru kayısı
1 Su bardağı ceviz içi
1 Su bardağı fındık içi
3 Su bardağı toz şeker ( tadını kendiniz ayarlayabilirsiniz)
1 Kaşık nişasta
Limon kabuğu rendesi
1-2 Paket vanilya
Yapılışı:
Akşamdan ıslatılmış nohutla fasulye ayrı ayrı pişirilir. Buğdayda akaşamdan ıslatılır ve geniş bir kapta pirinçle birlikte bol suda iyice pişene kadar pişirilir. Fasulye ve nohutun suyu süzülerek kaynamakta olan ve suyu koyuulaşan buğdayın içine katılır. Suyu azaldıkça sıcak su ilave edilerek 10-15 dakika kaynatılır.Şeker ilave edilir ve karıştırılır. Ateşten almadan 10-15 dakika önce vanilya, limon kabuğu rendesi, üzümler, doğranmış incir ve kayısılar, su içinde bırakılarak zarları soyulmuş ceviz parçaları atılır. Koyu olması istenirse nişasta gül suyu ile ezilerek bir taşım kaynatılır. Sıcakken küük kaselere boşaltılır ve üzeri fındık, tarçın ve nar taneleriyle süslenir. Afiyet olsun...

12 Ocak 2010

TRABZON USULÜ YUMURTALI MEZGİT




Merhaba arkadaşlar. Bu gün sizlere farklı bir tarif sunacağım. Bu tarifi Şubemize yeni gelen mesai arkadaşım Hülya yaptı ve fotoğrafladı. Kendisi Trabzonlu olduğu için sık sık yapıyor. ( Elbet birgün yeriz.) Bu sözcüğümün arkasından oda bize goca Bolulular dedi.Henüz hiç yemedim ama görüntüsü çok güzel. Fotoğraftakilerde malumunuz ben site sahibi ve balıkları pişiren aşçımız Hülya. Bende onun ağzından tarifini vereceğim.
Malzemeler:
1 Kg. Mezgit Balığı
1 Yumurta
Mısır unu
Yapılışı:

Önce balıklar temizlenir, tuzlanır. Sonra mısır ununa bulanarak kızartılır. Altı üstü kızartıldıktan sonra yumurta çırpılarak üzerine dökülür. Yumurta pişene kadar beklenir ve ocaktan indirilir. Sıcak sıcak servis yapılır. Yanınada bol yeşillikli salatayı unutmayın arkadaşlar. Afiyet olsun....

9 Ocak 2010

PATATESLİ RULO BÖREK





 
Merhaba arkadaşlar. Bu gece çok uzn yazmayacağım. Zira saat gecenin 1'i vede büyük bir haftanın yorgunluğu var üzerimde. Hafta sonuda çok işim var. Malum temizlik işleri. Biliyosunuz çalışan bayanların çoğu evlerinde paralı hizmetçi..Bende şimdiden yazmaya karar verdim..

MALZEMELER:
3 Yufka

6-7 Adet patates
1 Su bardağı lor peyniri
1,5 su bardağı süt
1 yumurta
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz

Karabiber, nane,pul biber
 

Üzeri için:
1 Su bardağı yoğurt
1 yumurta


YAPILIŞI:

Patatesleri  haşlayın (Kabuklarını soyarakta haşlayabilirsiniz.) ve rendeleyin. İçine lor peynirini, yumurtayı, sütü, sıvı yağı, tuzu ve baharatları katıp karıştırın. Yufkanın birini yayıp hazırladığınız harcın 1/3 ünü yufkanın üzerine iyice yayın. Üzerine diğer yufkayı kapatıp kalan harcın yarısını yayın. Son yufka için de aynı işlemi yapın. Üç kat olarak hazırladığınız yufkaları ucundan başlayarak dikkatli bir şekilde rulo yapın. Strech folyo ile sarıp buz dolabında bir gece bekletin. Ertesi gün birer parmak genişliğinde dilimleyip yağlanmış fırın tepsisine yatay olarak dizin. Üzeri için yoğurt ve yumurtayı çırparak böreklerin üzerine sürün. Dilerseniz en üstüne  baharat dökebilir veya kaşar peyniri rendeleyebilirsiniz. Önceden ısıtılmış  fırında kızarana kadar pişirin. AFİYET OLSUN...
Bende bu tarifimi P.D.Ç:S.E. 51'e ev sahipliği yapan Japon çekirdeği  arkadaşıma gönderiyorum.

2 Ocak 2010

ANILAR

Arkadaşlar hepinizin yeni yılı kutlu olsun.Bu yazıyı bir arkadaşın sitesinde gördüm. Bende bir sağlık Personeli olarak zaman zaman bu tür anılarım olmuştur.Onun için arkadaşların anılarını sizlerle paylaşmak istedim.Bende bir anımı ilave etmek isterdim ama şu an hiç  aklıma birşey gelmedi..
''1991 yılında ilk görev yerim Erzurum Araştırma Hastanesi'nin acil servisine başvuran kadın hastaların büyük çoğunluğu şikayetlerinin nedenleri sorulduğunda 'ben bilmem beyim bilir'' diye cevap verirdi.
 Acile başvuran kadın doğum hastalarına da rutin olarak son adet tarihi sorulduğunda da yine aynı cevap alınırdı. İşin ilginç olanı, gerçekten de beyleri son adet tarihlerini tam olarak bilirlerdi.''

Sağlık Memuru Sinan Aslan'ın anısı:

''Acil servise başvuran gebe bir hastanın anamnezi (bilgileri) alınırken 'suyunuz geldi mi acaba'' diye sordum. Kendisi ise 'kör olası muhtar, üç gündür suyumuzu kesti' şeklinde cevap verdi... 


-BEYAZ ÖNLÜK TAMAM DA KASKET UNUTULMUŞ- 
Hemşire Naciye Sarıbaş Yurtçu'nun anısı:

''Diyarbakır'da çalıştığım dönemde, hasta yakınları tanıdığı çalışanlardan beyaz önlük alarak hastane çalışanı gibi binaya girerlerdi. Ancak bir gün koridorda kasketli, bıyıklı ve şalvarlı bir adamın beyaz önlük giyerek içeri girmeye çalışmasını unutamam.''

Hemşire Cennet Mutlu'nun anısı:

''Dermatoloji servisinde bir nöbetimde, yumurta alerjisi olan bir hasta sabah kahvaltıda gelen yumurtayı yemiş ve alerjisi gelişmişti. Hastaya, 'yumurtaya alerjiniz olduğunu biliyorsunuz neden yediniz' diye sorduğumda, hasta bana kızıp bağırarak hemşire gözlem kağıdını gösterdi ve 'suç sizin, buraya yazmamıştınız ben de yedim' dedi. Bu olaydan sonra hemşire gözlem formlarındaki alerji bölümünü daha dikkatli doldurmaya çalışıyordum.''

Hemşire Selma Karakaplan'ın anısı:

''Hasta yakını yoğun bakımdaki bir hastasını görmek isteyince hemşire arkadaş, 'galoş giy gel' dedi. Bir süre sonra, birde ne görelim... Hasta yakını galoşları ellerine ve kafasına geçirmiş hastasının yanında duruyordu.''

Hemşire Nurhan Ulusoy'un anısı:

''Yıl 1997, Ege Tıp Fakültesi Kalp-Damar Cerrahisi Yoğun bakım servisinde gece nöbetindeyim. Kalp ameliyatı olmuş entübe bir hastayı takip ederken, saat gece 02 civarında yoğun bakımda genel müzik yayını yapıldığı için radyo programında, bir anda sunucunun 'bir tokat atın ve kendinize gelin' dediğini duyduğum an, hastanın kendi suratına indirdiği tokadı görünce şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırdım. Sunucunun aynı sözü tekrar etmesiyle hasta elini yukarı kaldırdığı an, 'ne yapıyorsun, o sadece bir radyo programı' dedim ve hastanın elini tuttum. Yapılan yayın yarı uyanık hastamı
çok etkilemişti.''

Hemşire Niymet Hazar'ın anısı:

''Kemer Devlet Hastanesi Acil Servisine başvuran hastaya, önce girişe gidip orada hasta kaydını yapması gerektiğini belirttik. Hasta uzun zaman geçtikten sonra gelip, 'Kiriş'e gidip geldim, şimdi hasta kaydını nasıl yapacağım' dedi. O sıra herkes birbirine bakıp, 'bu hastayı Kiriş'e kim gönderdi' derken, yanlış anlaşılma olduğu, hastanın giriş yerine Kemer'in beldesi Kiriş'e gittiği anlaşıldı.'' 


-NİYE SARI SUYLA YIKAMADIN- 
Hemşire Neriman Küçük'ün anısı:

''1998 yılında yenidoğan servisinde çalışırken, sarılık tanısı ile bir bebek yatırıldı. Bebeği servise kabul ettiğimiz sıra, kaynana gelinin sürekli kafasına vurarak söyleniyordu: 'ben sana demedim mi? Bebeği sarı su ile yıka dedim. Beni dinlemedin bak ne hale geldi. Gelin, hem dayak yiyor hem de ağlayarak, 'Anne, ne dediysen yaptım. Sarı tülbent ört dedin, örttüm. Sarı ip bağla dedin, bebeği sarı ipe doladım. Ben ne bileyim sarı su nasıl oluyor?' Ben de kaynanaya, bu söylediklerinin hiç birisi bebeği iyileştirmez, boşuna gelinine kızma. Bebeğin kanının değişmesi lazım. Daha erken hastaneye gelmeniz gerekiyordu' dedim, ama kaynananın öfkesini dindirmek mümkün olmadı.''


Alıntıdır.

29 Aralık 2009

KAPATIYORUZ MAĞAZASI

İZMİR’de bir mağaza...
Mobilyacı.
Devasa binası var.
Üzerinde, insan boyunda, kocaman harflerle "Kapatıyoruz" yazıyor.
"Kapatıyoruz"u gören...
Hemen içeri dalıyor.
Niye?
Niye olacak...
"Batan geminin malları" hesabı, "piyasanın en uygunu" olsa olsa, odur.
Bir ay geçiyor.
İki ay geçiyor.
"Kapatıyoruz" yazan mağaza, hıncahınç dolu, şakır şakır mal satıyor... "Açığız" yazan mağazalar, sinek avlıyor.
Üç ay geçiyor.
Dört ay geçiyor.
Mobilyacılar Odası, öbür mağazaların şikáyeti üzerine, "Kapatıyoruz" yazan mağazaya gidiyor, "Kardeşim, kapatıyoruz kapatıyoruz diyorsun, kapattığın mapattığın yok" diyor.
"Kapatıyoruz" yazan mağazanın sahibi de, "Kardeşim, benim mağazamın adı Kapatıyoruz... Yoksa kapattığımız mapattığımız yok" diyor.
Hadi be!
Valla.
Meğer...
"Kapatıyoruz"un sahibi, gitmiş Patent Enstitüsü’ne, markasını "Kapatıyoruz" diye tescil ettirmiş, iyi mi!
Yani, aslında kapattığı mapattığı yok.
Aksine...
Kendini "uyanık" zanneden ahalimiz sayesinde "ciro patlaması" yapmış; İzmir’e sığmıyor, başka şehirlerde yeni yeni "Kapatıyoruz"lar açıyor!
Hatta...
Bazı mobilyacılar da, madem "Açığız,Açığız" dediğimiz halde kimse bize gelmiyor, bari "Kapatıyoruz"a mal verelim, belki oradan üç-beş kazanırız diyor.
İşte Türkiye, tam budur.
Ve, nereye baksanız aynıdır.
Mesela, siyaset.
Yıllardır, özellikle kadın müşterilere hitaben "Kapatıyoruz" diyen, hıncahınç dolu... Bu slogan sayesinde, ne fabrika bıraktı, ne telefon, ne banka, ne liman, eline geçirdiğini şakır şakır satıyor.
"Açığız" diyen, aç.
Hatta bazıları da, bazı mobilyacılar gibi, madem "Açığız" dediğimiz halde kimse bize gelmiyor, bari "Kapatıyoruz" diyenin vitrinini süsleyelim, belki oradan 3-5 kazanırız diyor....

NOT: Arkadaşlar bu yazıyı ben daha öncede bir siteden alıntı yaparak yayınlamıştım. Diyeceksiniz neden 2. defa yayınlıyosun.Bu mağaza şimdide Bolu'da açılıyor.Evimizin tam karşısında bir gecede doldurdular mağazanın içini. Kapatıyoruz isimli tırların biri gelip biri gidiyor.Bütün malların etiketleri vitrinlere yapıştırıldı. Sanırım İzmirdeki gibi mağazanın malları bir günde tüketilir gibime geliyor...

28 Aralık 2009

İRMİK TATLISI


Merhaba arkadaşlar. İrmik tatlısını çok severim o yüzdende sık sık yaparım. Bu defa değişiklik olsun istedim kalıba boşalttım.
Tatlıyı yapmışken P.D.Ç.S.E. 50 ye ev sahipliği yapan sevgili hemşerim Nurşen'e  gönderiyorum. Kolay gelsin canımcım.....
Malzemeler:
1 Kg süt
9 Yemek kaşığı şeker
9 Yemek kaşığı irmik
1 Damla sakızı 
Yapılışı:
Bütün malzemeler karıştırılarak ağır ateşte muhallebi kıvamına gelene kadar kaynatılır. Daha sonra isterseniz tepsiye isterseniz kek kalıbına dökebilirsiniz . Soğuyunca dilimleyerek servis yapabilirsiniz.Üzerini istediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.Ben kalıbın dibine muz dilimleri koymuştum..

18 Aralık 2009

KREM RENGİ SÜVETERİM


Hayırlı cumalar arkadaşlar.Bu aralar örgülerimde biraz nostaljik takılıyorum. 17 veya 18 yıl önce ördüğün bir süveterim bu.O zaman büyük bir zevkle örmüştüm ve uzun zamanda severek kullandım.

12 Aralık 2009

AYVA TATLISI


Merhaba arkadaşlar. Hepinize sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı bir hafta sonu diliyorum. Size birkaç gün önce yaptığım Ayva Tatlısının tarifini vereceğim. Bu tatlıyı sevgili hemşerim Ümit Ustanın Hamur İşleri kitabından yaptım.Ben ilk denediğim bir tarifi ölçülerini hiç değiştirmeden harfiyen uyguluyorum. Belki olmaz düşüncesiye tarife sadık kalıyorum. Bu tatlıyı 2-3 gün aralıklarla 2 defa yaptım. İlkinde ölçüler aynıydı 2. sinde 2 ülçü yaptım.Yani tepsideki sayılar onun için fazla...
Malzemeler:
4 Adet ayva
Yeterince toz şeker
6-7 Karanfil
1 Adet limon suyu

Üzerine:
Kaymak 
Yapılışı:
Altı porsiyon ayva tatlısı yapmak için 3 adet büyük düzgün ayvaya, bu ayvaların iç kısımlarını doldurmak için ise, 1 adet ayvaya ihtiyaç vardır.

İlk önce, ayvanın bir tanesinin kabukları soyulup rendelenir.
Rendelemniş ayva kaç gram geliyorsa, o kadar toz şeker ve 1/2 çay bardağı su ile orta ısılı ateşte, ayvalar marmelat kıvamına gelinceye kadar pişirilir.
Limon suyunu ilave edip 1-2 dakika daha kaynatılıp, ocaktan indirilir.
Ayvalar pişerken, 3 tek karanfil ilave edilerek, marmeladımızı biraz daha lezzetlendirebiliriz.
Geri kalan 3 ayvayıda uzunlamasına ikiye bölüp, dış kabuklarını soyup, çekirdek haneleri ayıklanır. Ayvaların dış yuvarlak kısımları, tepside düzün durmaları için bıçakla düzlenir.
Soyup hazırlanan 6 adet ayva kaç gram geliyorsa o kadar toz şeker, 3-4- diş karanfil, ayıklanmış ayvanın çekirdekleri ve ayvanın yarısına kadar gelecek sıcak su ilavesi ile ayvalar yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Ayvalar pişince, kenarlı bir tepsiye dizilip, çukur kısımlarına hazırlanan marmelat doldururlur.
Tencerede kalan şurup da tepsinin dibine dökülüp, önceden ısıtılmış fırında ayvalar renk alıncaya kadar pişilirir.
iyice soğuduktan sonra, kaymak ilavesiyle servis yapılır.
Not: Ben birazcık kırmızı gıda boyası kullandım..
Buyrun arkadaşlar hepiniz alabilirsiniz. Afiyet olsun...........
Ben  bu tarifimi P.D.Ç.S.E. 49' a ev sahipliği yapan arkadaşım 

http://mutfaktasanat.blogspot.com/ '  a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım.....

8 Aralık 2009

YUNAN TATLISI


Merhaba arkadaşlar. Tatlımı ilk defa yaptım. Denemenizi tavsiye ediyorum. Ben bu tatlıyı geçen yıl gün arkadaşım sevgili Emel'de yemiştim. Ama o gün bu gündür içimden yapmak geldi ama bir türlü fırsat bulamamıştım. En sonunda bu hafta sonu yapıp misafirlerime ikram ettim. Eskiden misafirleri klasik hamur işleriyle ağırlıyorduk ama şimdi insanın her seferinde farklı bir şeyler yapası geliyor. 
Neyse arkadaşlar öğle arası eve geldim  hemen bu tarifimi ekleyip çıkacağım vaktim kısıtlı. O yüzdende fazla çene çalmayayım.
Gelelim Tarife
Malzemeler:
3 Yumurta
1 Su bardağı hindistan cevizi
1 Su bardağı ceviz içi
1,5 Su bardağı galeta unu ( 1 Yemek kaşığıda un)
1/2 su bardağı sıvı yağ
1 Su bardağı şeker
1 Paket kabartma tozu
Antep fıstığı
Krem Şanti

Şerbeti için:
1 Su bardağı şeker
1,5 Su bardağı su
Yapılışı:
Antep fıstığı hariç tüm malzemeler kek çırpar gibi sırayla eklenerek karıştırılır. Yağlanmış tepsiye dökülür ve önceden ısıtılmış fırında pişirilir.Şerbeti hazırlanır şeker eridikten sonra az kaynatılır.Kek fırından çıkar çıkmaz üzerine şerbeti dökülür.Birkaç saat dinlendirilir. Üzerine krem şanti sürülür, antep fıstığıyla süslenerek servis yapılır.Afiyet olsun.
Bu tarifimi ben int. indirdim ama hangi siteden aldığımı bilmiyorum Onun içinde kaynak gösteremiyorum. Kusuruma bakmasın bu ölçüleri kullanan arkadaşım.
Yine bu tarifimi  P.D.Ç.S.E.49 ev sahipliği yapan http://mutfaktasanat.blogspot.com/ Alime arkadaşıma gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım....Etkinliğine daha çok tariflerim olacak......................


4 Aralık 2009

AY ÇÖREĞİ VE SAÇ ÖRGÜ ÇÖREK


Merhaba arkadaşlar. Geçen akşam misafirim vardı mayalı hamurdan poğaça yapacaktım. Canım biraz hamurla oynamak istedi bende kafama göre şekillendirdim.Ortadaki saç örgüsünü ince uzun 3 hamur açtım.Onların içine boydan boya peynir koydum ve kapattım. Onlarıda bir araya getirip saç örgüsü yaptım. Kenarlarındaki ay çöreklerinide yine alttaki şekilde açıp kestim. Kesilmemiş olan yerine peynir koyarak kapattım ve ay şekli verdim. Ortaya böyle komik bir tepsi çıktı. Ama çok güzel oldular.Misafirlerimde çok beğendi.
Hamurunda ölçülerini vereyim.
Mayalı Poğaça hamuru.
Malzemeler:
1 Su bardağı süt
1 Su bardağı sıvı yağ
1 Şişe soda
1 Küçük maya
2 Yumurta ( Beyazı içine sarısı üstüne)
Tuz 
1 Tatlı kaşığı şeker ( Hamuru mayalandırmak için)
Aldığı kadar un
Yapılışı:
Maya yarım çay bardağı ılıtılmış sütün içine konulur şeker ilave edilir ve mayalanması beklenir.

Daha sonra tüm malzeme karıştırılarak hamur yoğurulur.Ilık bir yerde mayalandırılır. Daha sonra istenilen şekilde poğaçalar yapılır.
Bu tarifimi yine P.D.Ç.S.E.48'e ev sahipliği elzemhobby.blogspot.com/  yapan arkadaşıma gönderiyorum.  Kolay gelsin arkadaşım...

21 Kasım 2009

ZERDE (P.D.Ç.S.E. 48)


Arkadaşlar yazın ağustos böceği gibi siteme pek fazla uğrayamadım.Bilgisayarımda problem oldu ama, bu problemlerimi üzerinde dursaydım halledebilirdim belki ama tembellik ya......Kışın gecelerin uzamasıyla soğukta evde dururken insanın daha bir içinden geliyor bir şeyler yapmak.. Bizim evdekiler yeme özürlü olunca bende maarifetlerimi misafirlerime gösteriyorum.Hafta içi günüm vardı bir değişiklik olur dedim ve bu tatlıyı yaptım.Ben bu tatlıyı yıllar önce Karamürselde bir nişan evinde yemiştim. Çok hoşuma gitmişti.Ama o kalabalıkta ve telaş içinde insanlara soramazdı bunu nasıl yaptınız diye. Yöresel olarak nereye özgü bir tatlı bilmiyorum.Orada düğünlerde derneklerde mutlaka yapılırmış bu tatlı. Ama ne zaman tarif kitapları çıktı gazeteler ek vermeye başladı ve en sonda internet çıktı tarifler elime düştü... Bendende kaçmadı ve zaman zaman yapıyorum. Ben bu tatlıyı Gönül Palaoğlu'nun Tatlıdan Tuzludan kitabındaki ölçülerle yapıyorum.
Bu tatlımıda etkinliğe göndermek istiyorum. P.D.Ç.S.E 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım  http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....
Malzemeler:
1.5 Su bardağı şeker
5 Su bardağı su
1 Çay bardağı pirinç
2 Çorba kaşığı nişasta
1 Çorba kaşığı gül suyu
1 Kahve kaşığı safran
1-2 damla safran boyası
Yapılışı:
Pirinç ılık su içinde 1/2 saat bekletilir.
Pirinç iyice yıkanarak 5 bardak su ile ağır ateşte 20-25 dakika pişirilir.
İçine şeker, safran ve safran boyası ilave edilerek 5 dakika daha kaynatılır.
Gülsuyu ile ezilmiş nişasta ilave edilir, 1-2 dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alınır.
Buharı geçince kaselere boşaltılır.
Üzerini istediğiniz gibi süsleyerek servis yapabilirsiniz.

20 Kasım 2009

YOĞURTLU BROKOLİ - KARNIBAHAR SALATASI


Merhabalar. Arkadaşlar gönül isterki bu salatanın tarifini vereyim.Ama biliyorsunuz günümüzde sık sık yapılan bir salata, herkesin bildiğini düşünüyorum.Benim paylaşma sebebim bir çeşit yaptıklarımızı sizlerle paylaşmak ve sunmak.
Tüm malzemelerin miktarını isteğe göre hazırlamak gerekiyor.
Yinede ben sizlere yarım yumalak (Varmısın yokmusun programındaki Hekim'in deyimiyle) anlatayım.
Brokoli ve karnıbahar küçük küçük parçalanarak buhar yöntemiyle haşlanır.Ben içine havuçta doğradım.Daha sonra süzme yoğurt ezilir.Mayonez , sarmısak ilave edilir. Daha sonra haşlanmış sebzelerin üzerine dökülür. Karıştırılır ve servis yapılır.
Arkadaşlar bu tarifimide PDÇSE 48'e ev sahipliği yapan sevgili arkadaşım http://elzemhobby.blogspot.com/ (Sevinç Altuntaş'a) gönderiyorum.Kolay gelsin arkadaşım.....

19 Kasım 2009

GRİ YELEĞİM



Canlarım yine bir örgü modeli getirdim size.Bu yeleğimi geçen yıl ördüm. Bebek yeleği yapar gibi yakadan başladım.Ama çok zorlandım ayarlaması çok zor oldu. Kollarına nohut örgü koydum.Cep yapar gibi nohut örgüyle süs yaptım.Nasıl beğendinizmi...

17 Kasım 2009

YEŞİL RENKLİ KAZAĞIM


Merhaba arkadaşlar. Malum havaların soğumasıyla kazaklar ortaya çıktı. Benimde bu kazağım yıllar önce alize ipten ördüğüm bir kazak. Eskisi kadar çok yünlü kazaklar giyilmiyor ama bu kazaklarımı hiçbir yere vermeye kıyamadım. Senede birde olsa çıkartır giyerim. Biraz nostaljik olsun istedim sizlerle paylaşıyorum...

15 Kasım 2009

MİM VE TEL KIRMA TEPSİ

Sevgili arkadaşım Ayla beni mimlemiş.Dilimin döndüğünce cevaplandırayım.Mimin konusu SİNİR KÜPÜ. Şu son yıllarda hayat şartlarındanmıdır yoksa insanların rahat oluşundanmıdır bilinmez ama bütün insanlar zehir zembelek. Patlamaya hazır bomba gibiler.Bende o katogoride olan insanlardan sadece bir tanesiyim.Her zaman asabiyim.Böylede olunca her şeyin karşısında sinir küpü olup çıkıyorum.
Başlıca;
*Evde yemek hazır olduğu zaman saatler sonra masaya gelinmesine,
*Hazırlanıp bir yere giderken saatlarce başkalarının keyfinin beklenmesine,
*Toplum içinde bazı densizlerin  parasıyla puluyla övünmesine,
*Düşülüp kalkılacak insanların hep kendi seviyesinden seçilip  başkalarının küçümsenmesine,
*İnsanların sürekli yediği içtiği ile övünmesine,
*Çok bildiğini sanıp sürekli karşısındakinin fikirlerinin çürütülmesine(Mesela benim oğlum gibi),
Çok sinir olurum..
vs.vs.vs.vs.
Şu an aklıma gelenler bunlar ama uzun süre düşündüğümde bir sürü şey çıkar ve yazmakla bitmez. Fazla düşünmeyeyim vede seni sıkmayayım arkadaşım.

Bu tepsiyide Sevgili yeğenim Yasemin Bartın'da yaptırmış. Çok güzel olmuş. Çok beğendim. Bu tepsinin bir değişik modelinide kız kardeşime yaptırmış oda çok güzeldi. Teşekkür ederim canım kardeşim Yasemin. Yapanın ellerine sağlık seninde kesene bereket.Çok çok teşekkür ederim.
Aylardır siteme uğramadım ya dilim çözuldü..Şimdide durmadan bir şeyler eklemek geliyor içimden..



14 Kasım 2009

LAZ BÖREĞİ (P.D.Ç.S.E. 47)






Merhaba arkadaşlar. Ben geldimmmm. Uzun zamandır siteme uğramamıştım ama sizleri özledim. Biraz tembelliğim tuttu birazda bigisayarımda problem olunca canım istemedi. Kusuruma bakmazsınız değilmi. Bende kendimi affettirmek için sizlere bir tatlı sunuyorum. Tatlı yiyip tatlı konuşalım diye..Tatlım laz böreği. İnternette dolaşırken ben bu böreği  hep tuzlu bir börek olarak düşünüp tarifi hiç okumuyordum. Birgün merak ettim nasıl bir börek özelliği nedirde laz böreği demişler. Aaaa birde baktım bizim börek tatlı. o gün bu gündür yapmak istedim ama fırsatım olmamıştı. Birazda cesaret edememiştim evde yenirmi yenmezmi diye. Geçen ay günüm vardı bende değişiklik olsun diye yaptım,  arkadaşlar çok beğendiler. Tarifide http://egelidenmiskokulutarifler.blogspot.com/       arkadaşımın sitesinden aldım. İlk defa denediğim için malzemeleri aynı ölçülerde kullandım. İşin garibide muhallebinin içine karabiber konması geldi bana. Ama harika oldu arkadaşlar. Hazır tatlıyı yapmışken tadına  bütün blogcu arkadaşlarım baksın dedim ve P.D.Ç.S.E. 47' ye ev sahipliği yapan  http://www.ferahinmutfagi.com/      arkadaşıma gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım...


MALZEMELER:
  • 14 tane baklavalık yufka (ben 24 tane kullandım 12'si altına,12'si üstüne)
  • 150 gr. tereyağ
MUHALLEBİ İÇİN:
  • 4 yumurta sarısı
  • 7 su bardağı süt
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 4 yemek kaşığı nişasta
  • 4 yemek kaşığı pirinç unu
  • bir tutam tuz
  • bir tutam karabiber
  • 2 paket vanilya
ŞERBET:
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı su
YAPILIŞI:
Şerbeti hazırlayın ve soğumaya bırakın.
Muhallebiyi yapmak için, sütü ve şekeri bir tencereye koyun ve yavaş yavaş ısıtmaya başlayın.
Bir kasenin içinde diğer malzemeleri koyun ve iyice karıştırın, ben ısınan sütten biraz alıp karışıma ilave edip öyle karıştırdım.
Bu karışımı süte ilave edin ve koyulaşana kadar pişirin.
Tereyağını eritin.Yufkaların boyunda bir tepsi seçin ve onu yağlayın.Yufkaların yarısını, her katını yağlayarak tepsiye dizin.10 dakika dinlenmiş olan muhallebiyi yufkaların üzerine dökün ve diğer yufkalarıda aynı şekilde yağlayarak dizin.Dizme işlemi bittikten sonra kalan tereyağınıda en üstüne sürün ve iri kareler şeklinde kesin.(ben 4x4 lü olarak 16 kare, o kareleride üçgen olarak 2 parça olarak kestim.)

180 derecede önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Fırından çıkan sıcak tatlının üzerine soğuk şebeti dökün.
Not: Ben şerbetli yapmadım üzerine pudra şekeri döktüm...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...